EN BÜYÜK YENİLGİNİZ EN BÜYÜK ZAFERİNİZ OLSUN

Türkiye’nin değişik kentlerinden gelerek Boğaziçi Üniversitesi’nden mezun olan ve Almanya’nın Münik kentinde bir araya gelen Türk vatandaşları, ortak bir bildiri yayınlayarak Rektör atamasına tepki göstermiş, öğrencileri desteklemiş…
Ortak açıklamada şöyle demişler:
“1 Ocak 2021 gece yarısı, 1980 askeri darbe rejiminden sonra ilk kez üniversitemize kurum dışından bir rektör atanmıştır. Herhangi bir seçim olmaksızın yapılan; üniversite senatosunun benimsediği özerklik, demokratik yönetim ve akademik özgürlük ilkelerine aykırı olan bu atama, akademik kadro, çalışanlar, öğrenciler ve mezunlar tarafından yoğun bir tepkiyle karşılanmıştır. Türkiye’nin farklı şehirlerinden gelen, Münih’te yaşayan Boğaziçi Üniversitesi mezunları olarak, senatomuzun belirlediği ilkeleri savunuyor, ülkemiz ve üniversitemiz ile ilgili tüm gelişmeleri enür-endişeyle takip ediyoruz. Her birimizin hayata bakışını ve kimliğini şekillendirmiş, becerilerine önemli katkılarda bulunmuş, başka türlü sahip olamayacağımız imkanlar sunmuş olan okulumuzun yanında olduğumuzun bilinmesini istiyoruz. Tüm kalbimizle, üniversitemizin, yeni atamayı protesto eden akademik-idari personelimizin, öğrenci ve mezun arkadaşlarımızın yanındayız. Sadece Boğaziçi Üniversitesi değil, ülkemizin tüm üniversiteleri demokratik ve özerk bir şekilde yönetilmelidir. Okulumuzun kapısına takılan kelepçeyi tüm üniversitelerin özerkliğine vurulmuş bir darbe olarak görüyor ve kabul etmiyoruz. Bu süreçte özerk ve demokratik üniversiteler talep ettikleri için gözaltına alınan öğrencilere kötü muamelenin son bulmasını ve bu öğrencilerin serbest bırakılmalarını talep ediyoruz.”
Bakınız, bu rektör atama olayı krize yol açabilir, huzursuzluk yaratabilir, dış dünyanın baskısıyla karşılaşılabilir, bu kadar sorunumuz varken, bir de bununla uğraşmayalım…
Karardan dönem bir yenilgi değildir.
İsmet İnönü seçimleri kaybettiğinde ne demişti; “En büyük yenilgim en büyük zaferimdir”
Olaya bir de bu tarafıyla bakın…
En büyük yenilginiz, en büyük zaferiniz olsun…
……………………
DİMYATA PİRİNCE GİTMEK
MetroPOLL şirketi, “Üniversite rektörü olarak eski milletvekil adayı gibi partili kişilerin/siyasilerin atanmasını doğru buluyor musunuz” sorusunu yönelttiği bir kamuoyu araştırması yapmış.
Sonuçlara göre “Hayır doğru bulmuyorum” diyenlerin oranı, yüzde 69 çıkmış. Üstelik bu soruya AKP’ye oy verdiğini belirtenlerin yüzde 50’sinin, MHP’ye oy verenlerinyüzde 63’ü “Hayır” cevabını vermiş.
MetroPOLL Araştırmanın kurucusu ve yöneticisi Özer Sencar bu sonuca dikkat çekerek, “Boğaziçi üniversitesinde yaşananlar üzerine, halkın Rektör atamalarına ve üniversitelerin yönetimine yönelik görüşlerini araştırdık. İktidar seçmenlerinin bile olanlardan ciddi rahatsız olduğu çok net anlaşılıyor” demiş.
İster misiniz Adalet ve Kalkınma Partisi Dimyat’a pirince giderken, evdeki bulgurdan olsun.
Hikayesini anlatalım mı;
Dimyat Mısır’da Süveyş Kanalı ağzında ve Portsait yakınlarında bir iskeledir. Eskiden Mısır’ın meşhur pirinçleri, ince hasırdan örülmüş torbalar içinde buradan Türkiye’ye gelirmiş.Dimyad’a pirinç almaya giden bir Türk tüccarının bindiği gemi Akdeniz’de Arap korsanları tarafından soyulmuş ve adamcağızın kemerindeki bütün altınlarını almışlar.Binbir müşkülât içinde Türkiye’ye dönen pirinç tüccarı o yıl iflas etmek durumuna düşmüş. İstanbul’dan kalkmış memleketi olan Karaman’a gitmiş. O sene tarlasından kalkan buğdayları da bulgur tüccarlarına sattığından, kendi ev halkı kışın bulgursuz kalmışlar.
Dimyad’a pirince giderken evdeki bulgurdan olmak sözünün aslı buradan kalmıştır.
——————-
ZEYDAN KARALAR VE KASA
Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, muhtarlarla yaptığı toplantıda çalışmalarını anlatmış, hizmet edemez halde devraldıkları ve borcu yılda 600 milyon lira artan bir belediyeyi, artı değer üretir hale getirdiklerini söylemiş, “Kasaya ve kapıya sahip çıkmayanlar batar” demiş.
Bir Nasrettin Hoca hikayesi aklımıza geldi.
Çocukluğunda annesi, Nasrettin Hoca’ya “Oğlum Nasreddin. Ben komşularla göl kenarına çamaşır yıkamaya gidiyorum. Göreyim seni evin kapısına sahip ol, sakın kapıdan ayrılma” demiş
Küçük Nasreddin, annesinin sözüne uyup kapıda beklerken, köyden eniştesi gelmiş;
“Yeğenim Nasreddin, akşam teyzenle beraber size geleceğiz, git annene haber ver” demiş.
Küçük Nasreddin evin kapısından ayrılmadan bu haberi annesine iletmesi gerekmektedir.
Bu yüzden hemen kapıyı söküp sırtına yüklenmiş, doğru göl kenarına gitmiş.
Annesi Nasreddin’i sırtında kapı ile görünce Oğlum bu ne haldir? diye sormuş.
Küçük Nasreddin annesine; “Sen bana kapıya sahip ol demedin mi? Eniştem akşam bize gelecekmiş, git annene haber ver, dedi. İkinizin de isteğini yerine getirmek için, başka ne yapabilirdim?” demiş.