GERÇEK TARİKAT MEDENİYET TARİKATIDIR

“Türbelerden, ölülerden, evliyalardan yardım istemek medeni bir toplum için lekedir, ayıptır” diyor bundan 94 yıl önce ATATÜRK!…

“Bugün ilmin, fennin, bütün kapsamıyla medeniyetin yaydığı ışık karşısında filan ve falan şeyhin yol göstericiliğine maddi ve manevi saadet arayacak kadar ilkel insanların Türkiye Medeni camiasında varlığını asla kabul etmiyorum. Efendiler ve Ey Millet!… İyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti ŞEYHLER, DERVİŞLER, MÜRİTLER, MENSUPLAR memleketi olamaz. En doğru ve en hakiki tarikat medeniyet tarikatıdır. Medeniyetin emirv e talep ettiğini yapmak insan olmak için kafidir.”

31 Ağustos 1925’te Çankırı’da halka şöyle seslendi; “Tekkeler mutlaka kapanmalıdır. Türkiye Cumhuriyeti her alanda yol gösterecek güce sahiptir. Hiç birimiz tekkelerin yol göstermesine muhtaç değiliz. Biz medeniyetten, ilim ve fenden kuvvet alıyoruz ve ona göre yürüyoruz. Tekkelerin gayesi halkı meczup ve abdal yapmaktır. Halbuki halkımız abdal ve meczup olmamaya karar vermiştir.”

Atatürk 97 yıl önce %85’i köylerde yaşayan, %10’u bile okur-yazar olmayan, bir din-tarım toplumunda, üstelik geleneksel yaşam biçiminin en güçlü şekilde devam ettiği KASTAMONU, İNEBOLU ve ÇANKIRI gibi ANADOLU KENTLERİ’nde, halkın gözünün içine bakarak gerçeği söylüyor.

Bilimden, teknikten, çağdaş uygarlıktan söz ediyor. Din istismarı yapmadan, lafı egip bükmeden, “Tepeden tırnağa kadar medeni olacağız. Mutlaka ileri gideceğzi, geriye ise hiç gidemeyiz” diyor.

Çağdaş uygarlığın olağanüstü gelişmeleri karşısında ortaçağ zihniyetiyle, ilkel hurafelerle yürümeye çalışan milletlerin mahvolacaklarını, esir olacaklarını, aşağılanacaklarını söylüyor.

“Her halde zihinlerde mevcut bütün hurafeler tamamen kovulacaktır” diyor.

“Türkiye Cumhuriyeti şeyhler-dervişler, muritler, mensuplar memleketi olamaz” diye haykırıyor…

“Hiç birimiz tekkelerin yol göstermesine muhtaç değiliz. Biz medeniyetten, ilim ve fenden kuvvet alıyoruz ve ona göre yürüyoruz” diyor.

Atatürk, akla ve bilime dayanan, çağdaş toplum idali çerçevesinde hiç çekinmeden halka gerçeği söyledi.

“Milletin beynini paslandıran, uyuşturan zihniyetlere, ilkel hurafelere” adeta savaş açtı. Türk milletinin artık “Filan ve falan şeyhin yol göstericiliğine” muhtaç olmadığını belirterek tarikatlara karşı çıktı.

“Tekkeler mutlaka kapatılmalıdır” diyerek tekkeleri ve zaviyeleri kapattı.

Atatürk, 97 yıl önce “Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz” diyerek tarikatları kapattı.

97 yıl sonra bugün “Türk insanının tarikatlardan, cemaatlerden öğreneceği hiçbir şey yoktur” diyemeyenlerin o Cumhuriyeti koruması mümkün değildir.

97 yıl sonra; bugün 20 yıldır ülkeyi yöneten AKP iktidarı aslında Atatürk’ün kapattığı cemaat ve tarikatların koalisyonudur. Bu koalisyonu oluşturanların hepsi de 97 yıl önce kapanmalarının intikamını almak adına laik cumhuriyete ve cumhuriyeti kuran kadrolara maalesef düşmandırlar.

Bugün Cumhuriyetin olanaklarıyla 20 yıldır iktidar olan tarikat-cemaat koalisyonu AKP, Cumhuriyeti ve Cumhuriyetin değerlerine keçinin ormana saldırdığı gibi saldırıyorlar.

Yıllardır Atatürk’e teccal diyenler, büstlerine dışkı sürenler, büstlerini kırıp tarumar edenler artık iktidardalar ve bu tarikat-cemaat koalisyonun başı onlara iki ayyaş diyecek kadar fütursuzlaşmıştır.

Herkes Cumhuriyetten yanayım diyen herkes şapkayı önüne koyup ayrı-gayrı durmanın sonucunu iyi düşünsünler diyorum…

NOT: Bugün 8 Mart “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” kotlu olsun. İstanbul Sözleşmesi’ni kabul eden TBMM’ni yok sayarak iptal eden başkana ve sistemine de HAYIR… HAYIR… HAYIR…

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    Röportaj

    Sağlık

    Spor