HAYDİ!.. BAŞLIYOR, BAŞLIYOR KARAGÖZ HACİVAT BAŞLIYOR

HAYDİ!.. BAŞLIYOR, BAŞLIYOR KARAGÖZ HACİVAT BAŞLIYOR

Çarşamba günü özet bilgi vermiştik ve perdeyi kurup öncü ifadeleri sunmuştuk. Hacivat perdeye gelip ısrarla Karagözü çağırmıştı ve selam-sabah kapsamındaki konuşma başlamıştı. Şimdi de, asıl muhavereyi (Karagöz’de karşılıklı konuşma) takdim ediyoruz. Güle güle izleyiniz efendim.

Hacivat: Efendim, başıma bir şapka almak için çarşıya gitmiştim. Dönerken yorgunluk çıkarmak üzere Karagöz’üme uğrayayım dedim.

Karagöz: Ne yapayım şapka aldınsa? Paran varmış da almışsın. Olmayanlar ne yapsın?

Hacivat: Canım Karagöz’üm, öyle mi derler?

Karagöz: Ya nasıl derler?

Hacivat: Güle güle kullan, başında paralansın, demek yok mu!?

Karagöz: Güle güle kullan, başında paralansın!

Hacivat: Hah aferin! İşte böyle demeli ya! Derken efendim, evde odun bitmiş, biraz al, dediler. Hazır elimde para varken doğru oduncuya gitti Beş on çeki odun aldım. Oradan kömürcüye gittim Beş on çuval da kömür aldım. Odunları odunluğa, kömürleri de kömürlüğe yerleştirdim.

Karagöz: Güle güle kullan, başında paralansın!

Hacivat: Aman Karagöz’üm, ben odun, kömür aldım.

 

Karagöz: İyi ya, güle güle kullan, başında paralansın!

Hacivat: Karagözüm öyle demezler…

Karagöz: Ne bileyim ben, sen öyle öğretmedin mi?

Hacivat: O şapkaya göreydi.

Karagöz: Oduna, kömüre ne derler?

Hacivat: Güle güle yak, otur da külüne bak derler.

Karagöz: Anladık, güle güle yak, otur da külüne bak!

Hacivat: Eksik olma Karagöz’üm! Derken efendim, geçen günkü doluda evin kiremitleri kırılmış, yağan yağmur evin içine akıyor. Kimi yerlerinde onarılması gerekiyor. Bir usta çağırdım. Evi bir güzel onardı. Görme Karagöz’üm, sanki yeni bir ev oldu.

Karagöz: Güle güle yak, otur da külüne bak!

Hacivat: Ben evi yeni yaptırdım, öyle denmez.

Karagöz: Ya nasıl derler?

Hacivat: Oh, oh! Çok sevindim! Güle güle oturunuz, içinden hiç çıkmayınız, derler.

Karagöz: Olur, oh, oh! Çok sevindim! Güle güle oturunuz, içinden hiç çıkmayınız!

Hacivat: Eksik olma Karagöz’üm! Sonra efendim, alışveriş yapmak için sokağa çıktım. Bir de baktım ki köşe başında iki kişi kavga ediyorlar. Ayırayım diye aralarına girdim. O sırada polisler gelmez mi? Beni de kavgacılardan sanıp karakola götürdüler. Oradan da doğru hapishaneye…

Karagöz: Oh oh! Çok sevindim! Güle güle oturunuz, içinden hiç çıkmayınız!

Hacivat: Aman kardeş, sen ne diyorsun? Beni hapse attır.

Karagöz: İyi ya, oh, oh! Çok sevindim! Güle güle…

Hacivat: Onu öyle demezler.

Karagöz: Ya nasıl derler? Ne bileyim ben, sen öğrettin.

Hacivat: Onu ev için öğretmiştim. Bu durumda, yakında biri yardım eder de çıkarır, siz merak etmeyin, inşallah ötekini de çıkarırlar, denir.

Karagöz: Yakında biri yardım eder de çıkarır, siz merak etmeyin, inşallah ötekini de çıkarırlar.

Hacivat: Neyse Karagözüm, sonunda benim suçum olmadığı anlaşıldı, bıraktılar. Ben o sevinçle eve gelirken fırından bir pide alayım dedim. Fırının önüne gittim. Bana şuradan iki tane pide verin, demeye kalmadı, fırıncının biri pide çıkarıyormuş, küreği çekince, kaza ile küreğin sapı gözüme geldi. Az kaldı gözümü çıkarıyordu.

Karagöz: Yakında biri yardım eder de çıkarır, siz merak etmeyin, inşallah ötekini de çıkarırlar!

Hacivat: Karagöz’üm, gözüm çıkacaktı diyorum.

Karagöz: İyi ya, yakında biri yardım eder de çıkarır siz merak etmeyin, İnşallah ötekini de çıkarırlar!

Hacivat: Canım öyle demezler.

Karagöz: Ya nasıl derler?

Hacivat: Dikkatsiz fırıncıya çıkışırlar; (…) görmüyor musunuz, utanmazlar, önünüze arkanıza baksanıza, derler.

Karagöz: (…) Görmüyor musunuz, utanmazlar, önünüze arkanıza baksanıza!

Hacivat: Derken efendim, pideleri aldım, eve geldim. Çoluk çocuk tüm aile sevinçle bana sarıldılar. Öpmeye başladılar.

Karagöz: (…) Görmüyor musunuz, utanmazlar, önünüze arkanıza baksanıza!

Hacivat: Aman Karagöz’üm, bunlar benim çocuklarım.

Karagöz: Seni gidi utanmaz. (Hacivat gider.) Seni gidi palavracı!.. Yok şapka almış, yok odun almış, yok evini yaptırmış, bana ne bunlardan!.. Ben gider kahvaltımı yaparım. Kendi işime bakarım. (Gider.)

KARAGÖZ-HACİVAT: Bu oyunda Karagöz (Sağda, top sakallı)ile Hacivat esas tiplerdir. Ayrıca, oyuna göre pek fazla tipler de vardır. Figürler, zeytinyağında uzun süre bırakılarak saydamlaştırılmış dece derisinin çşitli boyalarla resimlenip kesilmesiyle elde edilir. Bel, kollardan biri ve ayaklar oynar biçimde tutturulur ve usta bunlara bağlı çubuklarla hareketlendirir. Arkadan gelen ışık, görüntüyü perdeye yansıtır. Tabii bu arada çubuklar da gölge şeklinde görülecek fakat seyirci bunu kanıksadığından fark bile etmeyecektir.

HAYDİ!.. BAŞLIYOR, BAŞLIYOR KARAGÖZ HACİVAT BAŞLIYOR

KARAGÖZ PERDESİNİN ARKASI: Son yıllarda elektrik ışığı kullanılarak kolaylık sağlanmıştır. Eskiden birkaç mum yakılarak görüntünün perdeye yansıması sağlanırdı. Oynatıcı, her tip ayrı bir lehçe ve farklı sesle konuşturacak kadar usta olmalıydı.Burada eksik olan eski dünemlerin olmazsa olmazı sayılan zilli teftir.

HAYDİ!.. BAŞLIYOR, BAŞLIYOR KARAGÖZ HACİVAT BAŞLIYOR

GİRİZGAH DEKORU: Karagöz oyunlarında genel olarak Jaragöz’e ait bu ev dekor olur. Hacivat perdeye gelip evin karşısında durarak Karagözü “konuşup güzel güzel sohbet etmeye” çağırır. Karagöz uzun ısrarlardan sonra geir ve muhavere başlar.

HAYDİ!.. BAŞLIYOR, BAŞLIYOR KARAGÖZ HACİVAT BAŞLIYOR

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    Röportaj

    Sağlık

    Spor