İSMAİL HAKKI TONGUÇ VE EĞİTİM POLİTİKALARI (10)

Köy Enstitüleri’nin, Köy Üniversitesi’nin Devrimdeki Tam Yeri:

1927 yılları 1928 yıllarından sonra ilköğretim savaşında bir duraklama görülür. Bu duraklama sürer 1936 yıllarına değin gelir. 1936-1946 yılları ise, devrimci bir ilköğretim savaşının zafer yıllarıdır.

Bu savaşın hızı 1946 seçimleri sırasında ve sonunda birden bire kesilir. İlköğretim savaşında gizli gizli diren halk düşmanları, bu sefer ‘Halk Dostu’ giysisini giyerek, 1946’dan sonra açıkça ilköğretim savaşına saldırırlar.

Neden saldırırlar?

Köyün canlanması işlerine gelmediğinden.

Köyün canlandırılması işi halk düşmanlarını ürkütmüştür.

Onlar, 1946 yılından sonra sadece ilköğretim savaşına değil, devrimin ana ilkelerine de saldırmaya başlar.

Yıkmak istedikleri, köy eğitiminin yeni kurumları Köy Enstitüleri değildir. Sadece, köyün canlandırılmasına götüren halkçı-devrimci felsefeyi de yıkmak istemektedirler.

Eğitim, köy eğitimi, köyün canlandırılması yolunda bir kaldıraçtır.

Tonguç’a göre köy eğitimi savaşı şu felsefeden yola çıkar;

Köy güzelleşmedikçe bütün memleket güzelleşemez.

Köy canlanmadıkça memleketin genel hayatı canlanamaz.

Köy çiçeklendirilmedikçe kasaba ve şehirler çiçeklendirilemezler.

Köylü gülmedikçe şehirli gülemez, köylü doymadıkça millet doyamaz.

Köylü topraksız kalırsa şehirli evsiz ve yurtsuz olur.

Köyde mezarlıklar büyürse, kasabalarda da büyür.

Köylü esir olursa millet de esir olur.

Köylü sürünürse millet de sürünmeye mahkumdur.

Köylü çıplak kalırsa şehirli de çıplak kalır.

Köye dayanılmazsa dayanılacak temel bulunamaz.

Halkçılık ve milliyetçilik demek, kaldıraç görevini bu iki ana ilkeye, halka ve köylüye dayanarak bu anlayışları gerçekleştirmek demektir.

Tonguç’a göre kısacası ‘Köylüsüz Yeni Bir Uygarlık Yaratılamaz!…’

‘Köylüsüz Bir Halk Yönetimi Kurulumaz.’

Köylü, uyanarak, canlanarak devletin yönetimine katılmadıkça, halkın, köylünün gücü devletin yapısına temel olmadıkça ve de genç köylü kuşaklarının uyandırılmasıyla halk çocukları işbaşına gelmedikçe, Cumhuriyetin mutluluğu gerçekleşemez.

Bütün bu nedenlerle, ‘Yurdun Temelinde Bir Yapı Değişikliği’ yani köyün canlanması, yani köyün cumhuriyetçi ilkelerle değişmesi, yani ‘Anadolu Ortasında Kurulmuş Köylü Hükümeti’nin kendi özüne kavuşması gerekiyordu.

Köyü canlandırmanın tek çaresi, köylü halkı, özellikle onun genç kuşaklarını da tıpkı şehir ve kasabalarda yaşayan insanlar gibi, yeni uygarlığın gereklerine göre eğitmekte görüldü.

Köyü canlandırmak demek bu demektir.

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

    Röportaj

    Sağlık

    Spor