NEFES ALDIK

Geçen yıl ve daha önceki yıl kış mevsimi açısından mevsim normallerinde bir kış yaşadığımızı söylemek hem bölgemiz ve ülkemiz açısından söylememiz mümkündü. Ancak bu yıl her nedense bir türlü kışı tam anlamıyla hissedemedik. Beklediğimiz soğukları ve yağışları tam anlamıyla göremedik.

Yağışların az olması ve kış mevsiminin de beklenen aksine sert geçmemesi başta çiftçiler olmak üzere insanları kuraklık yaşanabileceği yönünde kara kara düşündürüyor. Çünkü kış mevsiminin sert geçmemesi, yağış azlığı başta barajlar olmak üzere su kaynaklarımızın azalmasına neden oluyor. Yeryüzünden çekilen sular da insanları kuraklık tehlikesi ile karşı karşıya bırakıyor.

Bu mevsimde su ile dolup taşmaya alışmaya birçok göl, akarsu ve baraj neredeyse kupkuru bir halde. Böyle devam etmesi ile yaşanabilecek büyük tehlikelerin habercisi. Kuraklık hiç şüphesiz ki insanlığın karşılaşabileceği en büyük felaketlerden bir tanesidir. Çünkü su demek hayat demektir.

Susuz bir hayat düşünülebilir mi? Su olmazsa kuraklık yaşanırsa ne olur çiftçinin hali? Diye kara kara düşünürken son anda yağan yağmurlar hepimiz için can suyu oldu.

Susuzluk yüzünden gün yüzüne çıkamayan ekinler, yağmuru gördükleri andan itibaren yüzünü göstermeye başladı. Yağmura o kadar hasret kalmışız ki biliyorum ki insanların büyük bir çoğunluğu yağmurlar yağmaya başladığı andan itibaren işi gücü bırakıp yağmuru izlemiştir.

Yağmur, candır, hayattır, berekettir… Kısaca yağmur her şeydir.

Yağmurların ara ara şiddetini arttırmaya başlaması ile birlikte bilindik Adana manzaraları da ortaya çıktı. Çukurlarla dolu yollar yağmur suları ile dolunca araçlar ilerlemekte zorlandılar. Çoğu yeri su bastı. Yani her yağmur yağdığı anda yaşananlar bu kez yeniden yaşandı. Fakat insanlar yağmura o kadar hasretti ki bu kez çok da umursamadılar bu durumları.

Özet olarak diyeceğim o ki kurak geçen bir kış, kurak geçecek bir yazın habercisi… Kurak geçecek bir yaz da verimsiz tarım, yok denecek kadar az üretim demek. Azalan sular binlerce balığın yaşam alanının yok olması demek. Yani başta insanlar olmak üzere birçok canlı türü üzerinde yıkıcı etkiler meydana gelmesi demek.

Bu noktada bize düşen çevreye daha az zarar vermek, yeşili korumak, zararlı gazlar için yeni teknolojiler keşfetmek, ozon tabakasına zararı olmayan ürünler bulup kullanmak. Yani iklim değişikliğine karşı mücadele vermek gerekiyor.

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    Röportaj

    Sağlık

    Spor