Özel çocukların eğitiminde Ünsal Karasu farkı

Otizm, Mental Retardasyon ve Down Sendromu gibi tanısı konulmuş ‘özel gereksinimi’ olan çocuk ve gençlerin eğitiminde faaliyet gösteren Ünsal Karasu Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi, başarılı çalışmalarıyla dikkat çekiyor. Kurumun ortak işletmecileri Furkan Ünsal ve Selen Karasu ile özel eğitime dair çok faydalı bir söyleşi gerçekleştirdik.

RÖPORTAJ: Yener EKİNCİ

ADANA (BÖLGE) – Bugün, Çukurova ilçesine bağlı, Belediyeevleri mahallesinde bulunan; gerek fiziki, gerekse eğitim koşullarıyla fark yaratan, Ünsal Karasu Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi’ndeyiz. Kurumun ortak işletmecileri Furkan Ünsal ve Selen Karasu ile özel eğitime dair çok faydalı bir söyleşi gerçekleştirdik. Ünsal 11, Karasu ise 16 yıllık bir tecrübeye sahip. Toplumda dikkat çekilmesi gereken konulardan bir tanesi de, engel gruplarına sahip bireylerin ortak yaşam alanlarında normal tepkilerle karşılanması bence. Umarım bugün seçtiğim konu ve kurum bir nebze de olsa bakış açımızın değişmesine sebep olur. İyi okumalar.

Merkezinizin hizmet alanları nelerdir?

Özel eğitim, rehabilitasyon ve sosyalleşme kapsamı dahilinde, 3 alanda hizmet veriyoruz. Özel eğitim kısmında, çocuklarımız bireysel olarak, 40’ar dakikalık dersler halinde, akademik eğitime tabi tutuluyorlar. Fizik tedaviye ihtiyaçları varsa, fizyoterapist eşliğinde fizik tedavisi de uyguluyoruz. Rehabilitasyon aşamasında ise, çocuklarımız beden eğitimi öğretmenleri gözetiminde; yüzme, koşu, topla oynanan oyunlar gibi çeşitli sporlar yapıyorlar. Sosyalleşme çalışmalarımız da piknik, konser, satranç turnuvaları, el işi gibi birçok etkinlikleri kapsıyor.

Kaç öğrenci faydalanıyor şu an?

Merkezimizde, Down Sendromlu, Otizmli, zihinsel ve ortopedik engelli 40 öğrencimiz eğitim görüyor.

Hep duyuyoruz; ancak yeterli bilgi sahibi değiliz. Otizm ve Down Sendromu nedir? 

İnsanda genetik düzensizlik sonucu, fazladan bir kromozomun bulunmasına Down Sendromu (DS) denir. DS, morfolojik bozukluklara, birçok hastalığın ortaya çıkmasına neden olan ve dolayısıyla insanın yaşam kalitesini değiştiren genetik bir farklılıktır. Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) ise belirtileri daha çocukluk döneminden itibaren ortaya çıkan, etkileri ömür boyu devam eden, aynı zamanda kişilerin sosyal etkileşim ile iletişim kurma becerileri olumsuz etkilenen, sınırlı ilgi ile tekrarlı davranışları olan nöro-gelişimsel bir farklılık olarak tanımlanmaktadır.

 Farkındalık yaratmak adına yürütülen çalışmaları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Down sendromu, otizm, serebral palsi vs gibi daha birçok rahatsızlık çoğu kimsenin akşam haberlerinde izlemiş olduğu bir iki dakikalık haber kesitlerinden ibaret.Toplumsal olarak, son zamanlarda sosyal medya kanalları aracılığıyla biraz daha farkındalığımız artmış olsa da bu konular üzerine bilgi eksikliğimiz çok fazla.Toplumsal olarak bilgi eksikliğimiz ne kadar az ise anne baba olarak da bilgi birikimimiz o kadar az. Çiftler genellikle bu gibi durumları ya doğuma sayılı günler kala ya doğum esnasında ya da  doğumdan hemen  sonra öğreniyorlar.Çocuklarının normalden farklı olduğunun öğrenilmesi aile bireyleri üzerinde büyük bir baskı yaratabilmektedir. Aslına bakarsak engelin ne zaman fark edildiği ve türü çok da önemli değil. Anne babalar  çocuklarının normalden farklı gelişim gösterdiğini öğrendikleri andan  itibaren bir kaosun içine düşüyorlar ve çeşitli evrelerin yaşandığı bir yas süreci içerisine giriyorlar.Yaşanılan bu yas süreci çiftlerin kendilerini yeniden toparlayabilmeleri açısından oldukça önemli. Çiftler bu süreçte birbirilerine karşı anlayışlı olur ve yeterli desteği birbirine verebilirse bu süreci sağlıklı bir şekilde atlamak oldukça mümkündür; ancak bu süreçte sorumluluk sadece kadında ya da sadece erkekte olmamalı. Çift olarak sorumluluklar eşit derecede paylaşılmalı, eşler birbirinin duygu durumlarına saygı göstermelidir. Çiftlerin sağlıklı bir şekilde bu süreci yönetebilmeleri için psikolojik destek almalarının çok büyük faydası olacaktır. Aynı zamanda sosyal destek almaları da (eşlerinin kendi aileleri anne baba ,kardeş, arkadaş vs..) çok önemli. Kafalarında oluşan soru işaretlerinin kulaktan dolma bilgilerle daha büyük hale gelmemesi  için konunun uzmanlarıyla birebir görüşmelerini de önemle tavsiye ederim. (Çocuk doktoru,fizik tedavi uzmanı,zihin engelliler öğretmeni vs.. gibi).

Ailelerden bahsetmişken, çocuklarına karşı farklı tavırları olan ebeveynler oluyor mu? 

Her şeyin farkında olup da, bunu kabul etmeyerek, ‘Hayır, benim çocuğumun bir şeyi yok’ diyen aileler var. Bunu bir kusur veya ayıp olarak görüp, çocuklarını özel eğitime göndermiyorlar. Kimi aileler de rapor çıkartmak istemeyip, çocuklarının gizli gizli ders almalarını istiyor. Kısaca, evladından utanan ebeveynlerle karşılaşabiliyoruz. 

Özel gereksinime ihtiyaç duyan çocuklar mutlaka özel bir okula gönderilmeli mi yoksa anne ve babanın bu konuda bilinçli davranması yeterli oluyor mu? 

Bu soruyu farklı gelişim gösteren çocuğun gelişim döneminin ne kadar gerisinde olup olmadığı belirler. Bazen çocuklar yaşamış olduğu rahatsızlıklardan çok da etkilenmeyebilir. Akranlarına göre 1-2 aylık bir gelişim geriliği gözlenebilir. Bu açığı aile dilerse kendi yapacağı çalışmalarla kapatabilir dilerse de konunun uzmanlarından yardım alıp çalışmaya başlayabilirler; ancak, Down Sendromu, Otizm gibi farklı gelişim gösteren çocukların mutlaka bir özel eğitim kurumuna gitmeleri, burada gerekli fizik tedavi ve bireysel eğitim çalışmalarına katılmaları gerekmektedir. Biz bugün biliyoruz ki, otizmin tek tedavisi erken ve yoğun eğitimdir.

Özel çocuklar genelde çok hareketli oluyorlar. Bunun sebebi nedir?

Bizim çocukların ebeveynleri, ev işi yaptığı zaman çocuğuna, ‘hadi sen iki saat parka git, orada oyna’ diyemiyor.  Çocuğun, dışarıda koşup oynayabileceği bir alan yok. Dolayısıyla enerjisini atamıyor. Devlet okuluna gidiyor, teneffüste arkadaşlarıyla kaynaşamıyor. Bu da, çocuğu ev ortamında çok hareketli ve söz dinlemeyen biri yapıyor.

Çocuğun özel eğitime tabi tutulması için prosedür nasıl işliyor?

Devlet hastanelerinde, çocuğun engel durumu branşında uzman doktorlar tarafından belirleniyor ve ‘Heyet Raporu’ çıkarılıyor. Ardından, o raporla her ilçede ayrı bulunan, Rehberlik Araştırma Merkezi’ne gidiliyor. Burada ki rehber öğretmenler, çocuğun ihtiyaçlarını bir liste halinde hazırlayıp bize gönderiyor. Bizler de o listeyi merkezimizde uyguluyoruz. Aile, bunun için herhangi bir ücret ödemiyor, masraflar devlet tarafından karşılanıyor.

Devletin, özel çocuklarımıza yeterince sahip çıktığını söyleyebilir miyiz?

Aylık 8 saat devlet tarafından karşılanıyor. Ne yazık ki, bu çok yetersiz. Eğitimin minimum 24 saat olması gerekiyor. Normal bir çocuk, devlet okulunda bir günde 8 saat eğitim alıyor. Onun bir günde aldığını, bizim çocuk bir ayda alıyor. Halbuki, özel çocuğun özel eğitime ihtiyacı var. Eğitim saati sayısının daha fazla olması lazım. Bu çocukların akademik olarak yapabilecekleri belki sınırlı; ancak resim, müzik veya beden eğitiminde çok çok iyiler. Özel eğitimlere, devlet tarafından bu branşların da dahil edilmesi için yıllardır bir mücadele veriyoruz. Henüz sonuç alamadık; fakat umutla bekliyoruz. Biz burada bahsettiğim branşlarda eğitim veriyoruz tabii; ama bunun için devletten para almıyor, kendi cebimizden karşılıyoruz.

Faaliyetleriniz hakkında daha detaylı bilgi almak isteyenler size direkt ulaşabilirler mi?

Elbette… 0 (555) 017 56 07 ve 0 (506) 503 70 24 cep numaralarımız. Ayrıca, ‘unsalkarasuozelegitim’ instagram sayfamızda da, detaylı bilgi ve görseller yer almaktadır. 

Zaman ayırıp, verdiğimiz bilgiler için teşekkür ederim

Biz teşekkür eder, yayın hayatınızda başarılar dileriz.

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    Röportaj

    Sağlık

    Spor