AİLEDE HERKES DEMİRSPORLU DOĞAR: DEMİRDAL KARDEŞLER

HAZIRLAYAN: Ramazan ŞANIVAR

Adana Demirspor ile özdeşleşmiş merhum Muharrem Gülergin’i model alarak Mavi-Lacivertli renklere aşık olan, kulübün iyi ve kötü günlerinde kendilerine ihtiyaç olduğunu hissettiklerinde fikir ve görüşlerine başvurulan Demirdal Ailesi’nin evinde, 24 saat Demirspor konuşulur.

Adana Demirspor’da önce yüzücü ve sutopu oyuncusu olarak Mavi-Lacivertli mayoyu giyen, uzun yıllar bu kulüpte genel kaptanlık yapan, bir çok şampiyonluklar yaşayan Demirdal Ailesi’nin en popüler ve karizmatik ismi Turhan Demirdal, Demirspor sevgisi nedeniyle ağabeyi Orhan Demirdal’ı kaybettiklerini belirterek, “Vasiyetimiz var. Aile bireylerimizin tamamının; ölünce tabutlarının üzeri Mavi-Lacivert flamalarla donatılacak” diye konuştu.

Adana Demirspor sevgisini; Demirdal ailesine Mavi-Lacivert kulübün sembol ismi komple sporcu olan Muharrem Gülergin’in aşıladığını ifade eden Turhan Demirdal, Bölge Gazetesi’nin sorularını şöyle yanıtladı:

Sayın Demirdal, öncelikle kendinizden söz eder misiniz ?Adana Demirspor sevdası nasıl oluştu? Bu konuda kimi model aldınız? Sizden sonraki kuşaklara neden Demirsporlu olmaları gerektiğini nasıl anlatacaksınız?

Adana’da 1946 yılında doğdum. Okul dönemlerinde çeşitli sporlarla ilgilendim. Adana Demirspor’da başta yüzme ve sutopu olmak üzere profesyonel futbol, atletizm, masa tenisi ve tüm branşlarda sporcu, hakem ve antrenör olarak büyük katkıları bulunan, idolümüz, komşumuz ve aile dostumuz Muharrem Gülergin sayesinde Demirsporlu olduk. Merhum Muharrem abinin etrafı Demiryolcularla doluydu.

1940 yılında Demiryolu çalışanlarının çocuklarına spor yaptırmak için kurulan kulüp, sonraki yıllarda daha sonra hedef büyüterek Türkiye’de hatta Balkanlar ve Avrupa’da bile adını duyurmaya başladı.

Bu başarıda Muharrem abinin bilgisi, ağırlığı, yetenekleri, yeri geldiğinde sporcu, yeri geldiğinde antrenör ve baba şefkatiyle tüm branşlarda kulübün eli-ayağı-gözü ve kulağı oldu. Muharrem abi sayesinde spor da yapmaya başladık. Köklü bir aileye sahibiz. Bütün aile bireyleri Demirspor’la yatar Demirspor’la kalkarlar. Hatta çok ciddi bir şekilde vasiyetimiz bile var. Aile bireylerimizden biri öldüğünde vasiyeti gereği mutlaka tabutun üzerine Mavi-Lacivertli flama konulacaktır.

Sayın Demirdal ailenizden biraz söz eder misiniz? Sporla ilginiz nedir? Ne gibi başarılarınız var?

Ailemizde dördü erkek toplam 6 kardeşiz. Merhum Muharrem abinin verdiği destek sayesinde en büyük ağabeyim merhum Ramazan Remzi Demirdal, ayrıca İlhan ve Orhan Demirdal ile ben Türkiye’nin en modern havuzlarından biri olan, etrafı hurma ağaçlarıyla çevrili Atatürk Yüzme Havuzu’nda büyüdük. Ben serbest yüzerdim, İlhan ağabeyim sırt yüzerdi. Orhan kardeşim ise kurbağalama yüzerdi. Türkiye genelinde önemli dereceler elde ettik. Bunun yanı sıra sutopu da oynadık.

En büyük abim Ramazan Remzi Demirdal Adana Erkek Lisesi’nde kaleci olarak da görev yaptı. Ailemizde yüzmede en iyi derecesi bulunan ve milli takım aday kampına giden Orhan Demirdal’dı.. Orhan kardeşimi 2001 yılında 58 yaşında rahatsızlığından dolayı kaybettik. Sporun her zaman yararını gördük. Şimdiki konumumuzu ve çevremizi önce Muharrem abiye sonra da spora borçluyuz.

Sayın Demirdal… Kendinizden biraz söz eder misiniz? Demirspor’da ne gibi görevlerde bulundunuz? Başarılarınız nedir?

Yüzmedeki başarımdan dolayı 1967/68 yıllarında Adanalı Manş Denizi’ni rekorla geçen Erdal Acet ve sırtüstü yüzücüsü Mehmet Çetin ile beraber o dönemler ünlü sporcuların vatani görevini yaptığı Muhafızgücü Spor Kulübü’nde yüzdüm ve sutopu oynadım.

Daha sonraki yıllarda yine Muharrem abi ile Nuri Şengezer’in antrenörlüğü döneminde yönetici olarak 1972/73 sezonunda ilk kez 2.Ligden 1.Lige yükseldik. Daha sonraki yıllarda özellikle benim gözümde gelmiş geçmiş en büyük başkan olarak tanımladığım Özbek Özler, Fikret Gökçe ve Hacı Döner’in döneminde genel kaptanlık görevlerinde bulundum.

Futbolcular bana çok güvenirdi. Yönetici ile futbolcular arasında iyi köprü olurdum. Futbolcular boş mukaveleye imza atarlardı. Ayrıca benden habersiz hiçbir futbolcu başkana ve diğer yöneticilere gidemezdi. 

Bu başarımdan dolayı 1986 yılında Futbol Federasyonu Başkanı Prof.Dr. Ali Uras döneminde yönetime giren ilk Adanalı oldum. Yine Levent Bıçakcı’nın federasyon başkanlığı döneminde Temsilci ve Gözlemciler Kurulu Asbaşkanlığı görevinde bulundum. Bu yıllarda Ümit Milli Takımını kafile başkanı olarak Almanya’ya götürdüm.

Milli Takımlar Teknik Direktörü Coşkun Özarı’nın Adana Demirspor’a antrenör olmasında, sizin büyük rolünüz olduğu anlatılır. Bundan söz eder misiniz?

Coşkun Özarı Galatasaray’da ve Milli Takımlarda uzun yıllar futbol oynamış daha sonra tek seçici olarak Milli Takımın başına getirilmişti. Adana Demirspor’un deplasmanda Orduspor’a 3-0 yenildiği maçtan sonra Adana’ya dönmeyerek İstanbul’a Coşkun Özar’ıdan yardım istemeye gittim. Muharrem Gülergin’in de desteğiyle spor otoritelerinin olmayacak gözüyle baktığı teknik direktör transferini gerçekleştirdim. Coşkun Özarı para konuşmadan sadece hatır ve Adana’yı sevdiği için görevi kabul etti. Yardımcılığını da her zaman takdir ettiğim, iyi antrenör ve iyi Adanalı Ali Hoşfikirer yaptı. Takımın iyi yerlerde ligi tamamlamasını sağladı. Türkiye’deki tüm medya kuruluşları bu transferin nasıl gerçekleştirildiğini günlerce sütunlarına ve manşetlerine taşıdı.

Sayın Demirdal, Muharrem Gülergin ile birlikte sanıyorum 25-30 yıl boyunca ünlü Gar Lokantası’nı çalıştırdınız. Sayın Gülergin ile nasıl anlaşıyor dunuz?

Ben Muharrem abinin adeta oğlu gibiydim. Bana büyük güveni vardı. Kasayı bana teslim ederdi. O dönemde de Devlet Demiryolları’na ait olan Gar Lokantası sulu ve yöresel yemek ile ızgara konusunda Adana’da hatta Türkiye’de örnek gösterilen bir restoranttı. Ünlü sanatçılar, sporcular, bakanlar, milletvekilleri herkes Gar Lokantası’nı tercih ederdi.

Özellikle o dönemlerde Adana’da kamp yapan yüzme ve sutopu takımları ve futbol kulüplerine özel yemekler çıkarır, doymayan sporculara Muharrem abinin talimatıyla ücretsiz üç-beş kap fazla yemek verirdik.

Sayın Demirdal genç yaşta kaybettiğiniz Orhan Demirdal önce ailenizi sonra Demirsporlu taraftarları yasa boğdu. Bundan söz eder misiniz?

Orhan ağabeyim ailemiz içinde en uysal, sakin, bilgili, donanımlı ayrıca sporculuk tarafı hepimizin önündeydi. Ama en büyük aşkı Demirspor’du. Adana Demirspor’da uzun yıllar yönetici olarak görev yaptı. Adana Demirspor’un maçının olduğu bir gün önce 7 tane cami gezerek dualar ederdi. Suyu olan köprüden geçerdi. Penaltı atılırken elini kilitlerdi. Böyle inançları vardı.

Dünyada Demirspor’u Orhan Demirdal’dan daha fazla seven kişi olacağına inanmıyorum. Kıyafetlerini bile Mavi-Lacivertli renklerden seçerdi. Ne yazık ki; 58 yaşında çok erken kaybettik. Tüm imkanlarımızı kullanarak İsrail’de tedavi ettirmeye çaba gösterdik ama maalesef kurtaramadık.

Sayın Demirdal, Fatih Terim’in de önemli yere gelmesinde sizin çok katkınız var. İlişkileriniz ne durumda? Ayrıca siz futbol federasyonu yönetim kurulunda da görev yaptınız. Bunlardan söz eder misiniz ?

Fatih bizim evladımız. Onunla gurur duyuyoruz. Bakın 40 yıldır Adana’dan hatta Türkiye’den ikinci bir Fatih Terim çıkmadı. Fatih hem iyi bir Adanalı hem de dostluğa, arkadaşlığa önem veren, ağabeylerini-büyüklerini, Adana’da yaşayan anne ve babasını ,ailesini unutmayan birisi. Vefalı bir dost. Zaman zaman yanlış anlaşılıyor. Aslında her dönemde Adana’daki spor etkinliklerini yakından takip ediyor. Temelde çok düzgün ve mert biridir.

Elbette O’nun Galatasaray’a gitmesinde bizlerin de küçük katkıları oldu. Ama en büyük katkı Muharrem Gülergin’indir. Özellikle Orhan ağabeyim Fatih Terim’in hem hayranı hem de hamisiydi. Orhan abimin hastalığı sırasında ve cenaze töreninde de Fatih Terim üzerine düşen görevi yerine getirdi. O’nunla dostluğumuz ölünceye kadar devam edecek. 1986 yılında Prof. Dr. Ali Uras’ın başkanlığında yönetimde görev yaptım. Daha sonraki yıllarda Levent Bıçakçı’nın federasyonu başkanlığı döneminde Temsilci ve gözlemciler Derneğinin asbaşkanlığı görevinde bulundum. Ümit milli takımını kafile başkanı olarak Almanya’ya götürdüm.

Sayın Demirdal, her dönemde Adanaspor ile Adana Demirspor’un birleşmesi gündeme getirilir. Sizce bu birleşme doğru olabilir mi, nasıl değerlendiriyorsunuz?

Adana spor geçmişi, ekonomisi, sosyal ve kültürel hayatı, bir çok dinamikleriyle iki takımı da kaldırabilecek durumda. Yıllardır süregelen tatlı rekabet kaliteyi de artırıyor. Birleşmeyi gündeme getirenlere baktığınızda; kulübe destek vermeyi ve yardım etmeyi düşünmeyenlerdir. Gerçek Adana Demirsporlular her zaman birleşmeye karşı çıkmışlardır. Ailece biz de birleşmeye karşıyız.

Demirspor son yıllarda iyi yönetilmiyor ve başarılı olamıyor. Bu durumu neye bağlıyorsunuz?

Bundan 30-40 yıl önce; Özbek Özler, Fikret Gökçe, Hacı Döner gibi çok ciddi, ağırbaşlı, varlıklı, mütevazi, saygın, itibarlı yöneticiler vardı.  Bu tip yöneticiler verdikleri paranın peşine düşmezlerdi. Tek düşünceleri takımın iyi yerlerde olmasıydı. Hem futbolculardan hem de antrenörlerden bir şey esirgemezlerdi. Ancak o dönemlerde forma ve kulüp aşkı vardı.

Ne yazık ki; günümüzde bu sevda para üzerine kurulu hale geldi. O dönemin Valileri, Belediye Başkanları, Siyasi ve Sivil Toplum Kuruluş Örgüt Başkanları kendilerini Adana Demirspor’un hamisi gibi görürlerdi. Ellerindeki tüm imkanları Demirspor için kullanırlardı.

Günümüzde maalesef para harcayan yöneticiler daha sonra temlik koyarak fazlasıyla geri alıyorlar. Bu yetmiyor gibi yanlış futbolcu ve antrenör transferleriyle kulübün temeline dinamit koyuyorlar. Son yıllara kadar bizim düşünce ve görüşlerimizi alırlardı. Biz de elimizden geldiğince katkı ve destek sunardık.

Medya yanlışlara parmak basıp biraz daha duyarlı ve uyarıcı bir görev yapmış olsa, belki kulüp bu durumlara düşmezdi. Ailece çok üzülüyor ve kahroluyoruz. 25 yılı aşkın Demirspor Süper Lig özlemi çekiyor. Bunun giderilmesini bekliyoruz.

Milli sutopucu Ahmet Özuzun’dan bir anı:

Demirdal kardeşlerin hepsini çok sever ve beğenirim. Ancak, benim en iyi arkadaşım rahmetli Orhan Demirdal’dı. Onunla çok özel anılarımız oldu. Çok erkken kaybettik. Ayrıca, benim İncirlik Amerikan Üssü’nde işe girmememe öncülük etti. 1960’lı yıllar 100 metre serbest yüzme yarışı var. Halil Dalhan yüzücüleri anons etti. Remzi, İlhan, Orhan ve Turan Demirdal kardeşler kulvarlara yerleşirler. Hakem eski yüzücü Ahmet Güçlüoğlu çıkış düdüğünü çalar. Yarışta 4 kardeş birlikte giderler, dönüşte ise büyüğe saygı nedeniyle sıralama şöyle oluşur Remzi ağabey birinci, ardından İlhan,  Orhan  ve Turan yarışı tamamlarlar. Tribünde yarışı izleyenler alkışlayarak büyük bir coşku ile Demirdal kardeşleri kutladılar. Bu yarışı asla unutamam. Yaş olarak büyüğü geçmek, hele ki ağabeyse ayıptır mesajı vermişlerdi.

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    Röportaj

    Sağlık

    Spor