BİR HATIRLATMA BİR UYARI!..

Hatırlayanlarınız vardır.. 12 Eylül darbesinden sonra yeniden demokrasiye dönüş kararı alındı.. Kapatılan eski siyasi patilerin yerine yeni partiler kuruldu..İ lk Genel Seçimlerde merhum Turgut Özal’ın Genel Başkanı olduğu ANAP iktidara geldi..

Daha sonra yerel seçimler yapıldı. ANAP seçim kampanyası boyunca, eli-kolu bağlı Belediye Başkanı fotoğrafıyla  gazetelere boy boy ilanlar verdi.. Demek istedi ki, “Bizim adaylarımızı seçmezseniz, seçeceğiniz adaylar hizmet veremez, onları yok sayarız.”

Halk, bu reklam kampanyalarına rağmen, ANAP adaylarının büyük bir bölümünü destekledi ve Belediye Başkanlıklarını verdi..

Sonra ne oldu? Türkiye’de ANAP diye bir parti kalmadı.

Bu bir hatırlatmadır.

Gelelim bu güne..

Adalet ve Kalkınma Partisi tek başına iktidar.. Belediyelerin başta Ankara, İstanbul, Antalya gibi kentler olmak üzere büyük bir çoğunluğu AKP listelerinden seçildi..

Daha sonraki yıllarda  çok büyük yolsuzluk iddiaları ortaya atıldı.. Yandaş-candaş sözcükleri  bu dönemde yüksek sesle konuşulmaya başlandı.. Gazeteler sürekli el değiştirdii.. Basında candaş-yandaş  suçlamaları aldı başını gitt.i

Ve nihayetinde Yerel seçimler geldi.. Cumhur ve millet ittifakı ortaya çıktı.. Oysa Cumhur, Millet, Millet, Cumhur anlamına geliyordu.. Karpuz gibi ikiye bölünüyordu toplum..

Günlerce, illet, zillet tartışmalarıyla geçti kampanya..

Sonuçta millet sandığa gitti, oyunu kullandı, oylar tasnif edildi, teker teker sayıldı, başta İzmir olmak üzere Ankara, Adana, Antalya, Eskişehir  gibi kentlerin çoğunu Millet ittifakı kazandı..

Ne var ki, Belediye Başkanlıklarını üstelik nüfus oranı çok yüsek kentlerde millet ittifakı kazandı..

Ancak, ilçe bazında büyük oran Cumhur ittifakındaydı..B elediye Meclis üyelikleri de öyle..

Bu ne demekti?7

 Seçmen, ilçe ve Belediye Meclis üyeliklerinde Cumhur , Büyük Şehirlerde Millet ittifakına oy verdi,

 Böylece, Millet ittifakının Anakent Belediye Başkanları, Mecliste azınlıkta kaldı..

Günümüzün flaş kelimesidir; İşte burası çok önemli!

Ankara Büyükşehir Belediyesi, dün Başkan Mansur Yavaş’ın başkanlığında toplandı.. Daha gündemin birinci maddesine geçilmeden, muhaliflerden bir önerge geldi. Önergede belediye şirketlerinin denetim yetkisinin meclis üyelerine verilmesi isteniyordu..

 Bu ne demekti?

 Belediye Başkanı’nın elini kolunu bağlamak..

Peki Belediye Başkanı Mansur Yavaş, bu önerge için ne dedi? Birlikte okuyalım;

“Bu yaşıma kadar haram yemedim. Bu yaştan sonra da ne haram yemenin ne de haram yedirmenin riskine dahi girecek değilim. Olur da belediyede göreve getirdiğim arkadaşım harama meyleder, sizler de karşıma dikilmezseniz 5 buçuk milyon hemşehrimize hem bu dünyada hem de ahirette hesap vermek zorunda kalırsınız. Her şeyin kayıt altına alındığı bilişim çağındayız. Bu kayıtları 100 yıl sonra gelecek olan torunlarımız bile okuyabilecek durumda. O yüzden yapılan iyi ve kötü ne varsa, tarihe miras kalacak.”

   Sonra ne oldu?.. Son sözü yine Mansur Yavaş söyledi;

 “Ticaret Kanunu’nun 364. maddesi ve 482/2. maddesinin f bendi gereğince devredilemez yetkiler vardır yönetim kurulunun. Siz bu yetkileri, ‘devredilemez’ diye kanunda açık olan yetkileri belediye meclisinden alıyorsunuz. Bu arada yürütmeye ait, başlı başına sadece belediye başkanı yetkisini siz belediye meclisinden alıyorsunuz ve hiçbir zaman yasama yürütmenin yetkisine el koyamaz. Bu anayasayada aykırıdır, kanunlara da aykırıdır. Ben de belediye meclisi çalışma yönetmeliği gereğince bu önergeyi reddediyorum ve geri iade ediyorum”

Neden yazdığımızı da ifade edelim.. ANAP’ın yaptıklarını, bugün muhalefet yapıyor.. Yapmayın.. Bugün ANAP diye bir parti yok.

Amerikan Bağımsızlık Bildirgesini yazan Thomas Jefferson’un güzel bir sözü vardır;

“Halk, hükümetinden korktuğu zaman tiranlık (diktatörlük); hükümet, halkından korktuğu zaman özgürlük vardır.”

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    Röportaj

    Sağlık

    Spor