BİR SOHBET VE BİR GERÇEK

BİR SOHBET VE BİR GERÇEK

Uzun yıllardan beri ASKİ’de çalışan biriyle sohbet ediyorduk.. Bir önceki dönemi anlatıyordu.. Yani Hüseyin Sözlü’nün dönemini.. Diyordu ki, “O dönem çaycıların çaycısı bile vardı”

Ne demekti bu?

Yani çalışmadan para kazananlar.. Çaycı kadrosunda görünüp, alın teriyle çalışan çaycılara “Bana bir çay ver” diyenler..

Sorduk, soruşturduk.. Doğruymuş.. Peki sadece bu mu?

Gazeteci olmayan kaç kişi ASKİ ve Anakent’in basın ve halkla ilişkiler kadrosundan maaş alıyordu? Bir de onu soralım.. Adana dışında olupta  Adana Büyükşehir Belediyesi’nin bankamatikçi sayısı kaçtı?

İhalelerde Adanalılar  değil de Adanalı olmayanlar neden tercih ediliyordu?

Bu ve benzerlerinin özetini çıkarmak Adana Büyükşehir Belediye Başkanı sayın Zeydan Karalar’a düşer..

Envanter çıkarılması gerek.. Kendisinden önceki yönetimde  ne kadar para gelmiş, ne kadar para harcanmış, harcanan paralarla ne yapılmış?

Bunu bilmek her Adanalının hakkı..

Ayrıca sayın Sözlü’nün teslim aldığı kadro sayısı neydi, teslim ettiğinde o sayıda eksilme mi, fazlalık mı oldu?

Adanalı bunu da bilmek ister.

Mesela sayın Hüseyin Sözlü belediyeyi ne kadar borçla devralmıştı, sayın Karalar’a ne kadar borçla devretti, bunu bilmek Adanalıların hakkı değil mi?

Siyaset yapanlar, halka hesap vermek ya da halk adına hesap sormak durumundadırlar.. Bu envanter çıkarılmalıdır ve kamuoyunun bilgisine sunulmalıdır.

Bazı çalışanlara çıkış tebligatı gönderilmeye başlandı.. Durumdan vazife çıkarıp kendilerine siyasi rant sağlayabilmek isteyenler ucuz politika yapacak, işçi kıyımı olarak nitelendirme yarışına başlayacaklardır..

Yani siyasi linç girişiminde bulunacaklardır..

O nedenle sayın Karalar’ın bu konuda hazırlıklı olması gerekir..

  SONER ÇETİN GİBİ OLABİLMEK

Bakınız Çukurova Belediye’sine.. Sayın Soner Çetin norm kadrosunun dışına çıkmamış görev süresince.. Planını programını bütçesine  göre ayarlamış, hizmet harcamalarını da programlamış.. Ancak, işsiz yığınların toplumsal huzursuzluk yaratabileceğini de düşünerek İş Bulma Kurumu statüsünde bir birim oluşturmuş.. Ne  olmuş? İş için başvuranlara kurduğu birim aracılığıyla iş bulmuş..

Tüm işyerleri taranmış, işçi ihtiyacı olanların kendilerine başvurmaları istenmiş ve bugüne kadar 25 bin kişiye iş bulunmuş..

İstenirse çözüm bulunabiliyormuş.. Belediyeleri  boş gezenlerle , üretim yapmadan,alın teri dökmeden, yan gelip yatanlarla doldurmak değildir marifet.. Alın teri ile çalışmak isteyenlere, iş bulabilecek yolları aramaktır.. Tıpkı Sayın Soner Çetin gibi..

Bu ülkede güveni kötüye kullanan o kadar çok insan var ki say say bitmiyor.. Örnek olarak ifade edelim;

Prof. Dr.Cem Zorlu, Kasım 2018’de Necmettin Erbakan Üniversitesi’ne Rektör olarak atanıyor.  Sonra kendisinin de Yönetim Kurulu Üyesi olduğu, Türkiye İmam Hatipliler Vakfı’ndan (TİMAV)’ı kuruyor.

Rektör, arkadaşı olan ve Konya’da  özel bir holdingte “Kurumsal iletişim direktörü” olarak görev yapan arkadaşı Bülent Ecevit Öksüz’ü  üniversiteye transfer ediyor ve genel sekreter yapıyor.

Öksüz’ü üniversiteye aldıran Rektör Zorlu, 4 gün sonra da kendi oğlunu, Öksüz’ün çalıştığı holdingte işe başlatıyor. Rektör Zorlu’nun oğlu İstanbul Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Hukuk Fakültesi Araştırma Görevlisi Süleyman Yasir Zorlu, Öksüz’ün çalıştığı özel holdingin yönetim kuruluna atanıyor. Sözcü gazetesi bunu haber yapıyor.Sözcü’nün haberinin ardından Süleyman Yasin Zorlu’nun holdingdeki görevinden istifa ettiği ortaya çıkıyor. Zorlu ile birlikte Holdingin yönetim kurulu başkanı Mehmet Akdere’nin istifaları da KAP’a bildiriliyor.

Yani basın olmasa, bu haberleri yapmasa yağma hasanın böreği gibi bir durum olacak..

O nedenle basın görmeyenlerin gözü, duymayanların kulağı, konuşamayanların dilidir.

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    Röportaj

    Sağlık

    Spor