CEMAATLAR VE TARİKATLAR CUMHURİYET DÜŞMANI BİR NESİL YETİŞTİRİYORLAR (2)

İlahiyatçı ve İslam Felsefesi Uzmanı Prof.Dr.Şahin Filiz’e Esen Kara’nın intiharı ile düşüncelerini soran gazetecilere yaptığı açıklama çok ilginç ve ülkemizde cemaat ve tarikatların çalışmalarını çarpıcı bir şekilde anlatıyor!..

Ben bunları yaşadığımız geçmiş bir intihar olayını anlatmak için yazmıyorum…

Özellikle son 20 yılda ülkemizin AKP tarafından sürüklendiği durumu gözler önüne sermek ve bu kaostan kurtulmak için Bilkent bildirisine imza atan 6’lı Millet İttifakı’nı oluşturan partilerin dikkatine sunmak için yazmaya çalışıyorum…

Gerçekten ekonomide yaşanan kriz, toplumun sosyal ve eğitim dünyasında da en az elli yıl geriye götürüldü.

Hem de bilerek, isteyerek!…

Emperyalizmin Anadolu’yu işgallerinin önlenmesinin intikamını almak adına işbirlikçileriyle yaptıkları ittifakın bize yaşattığı, reva gördüğü durumu gözler önüne sermeliyiz diyorum.

Prof.Dr.Şahin Filiz; “Enes’in bu çıkmazdan çırpınıp çıkamadığını düşünüyorum” diye başlayan anlatısına geçiyorum!…

“Bu aile çocuğunu zorlamış ve sonuçtan cemaatle birlikte sorumlu” benzer şartlar altındaki gençlere önerim diye başlayan anlatısında, “Hemen hemen her görüşten öğrencilerle iç içeyim. Onlara hep şunu söylüyorum. Siz benim veya bir başkasının, hocanız olarak söylediği şeyleri test edin.

Bizde yanlış söyleyebiliriz, yanılabiliriz, eğer yanılmayan birini arıyorsanız, o da yüce yaratıcıdır diyorum. Onun dışında herkes yanılabilir. O ne demektir; sorgulayıcı, özgür düşünen, kendine güvenen bireyler haline gelmeleri demektir.

Enes Kara, üniversitedeki bazı hocaları ile görüşebilir, durumunu anlatabilirdi. Aileye şunu söylemek lazım. Çocuğunun okuduğu okulu, bilimi gölgede bırakacak, kendisini bunalıma ve tehlikeye itecek bir zorbalık ve baskıda bulunma hakkına sahip değilsin.

Devlet bizden haftada bir kez yurtlara gidip sağlıklı din bilgisiyle, hayatla, felsefeyle, gerçek yaşamla ilgili konuşmamızı isteyebilir. Burnumuzun dibinde, ben yurda konferansa gidemiyorum, çünkü seçiyorlar. Başkaları gelsin, bizden olan hocalar gelsin” diye kendilerinden olanları seçiyorlar.

Prof.Dr.Şahin Filiz, “Diyanetin tüm ekibiyle değişmesi gerekiyor. Vermiş oldukları fetvalar sadece o kişileri ilgilendiriyor. Diyanet kurumuna mal edilmesi çok büyük bir suçtur aslında, suç duyurusunda bulunmak gerekiyor.

Bu fetvaları diyanetin kurumsal fetvası gibi gösteren yazarları, çizerleri de adaletin değerlendirmesi gerekir. Yani ben şunu söylüyorum;

1-Diyanet İşleri Teşkilatı laik bir kurumdur, Vatikan değildir, kendini Vatikan gibi görmesin…

2-Hilafetin akıldanesi de değildir, kendini kurulcak bir hilafete manevi destek sağlayan fetvalarla bunu önceden sağlayan, teşvik etmeye çalışan bir kurum olarak da görmesin. Orada verilen fetvalar veya öne sürülen görüşler iyi niyetli olmak ve halkı aydınlatmak zorundadır. Bunun dışında diyanet herhangi bir işlemde bulunuyorsa Anayasal olarak suçtur ve dine de en büyük ihanettir.”

Prof.Dr.Şahin Filiz, “Müslümanlıkta dinde zorlama yok, anayasamızda da hiç kimse dini ayin ve törenlere katılmaya zorlayamaz” diye yazıyor diyor.

Zaten ülkede kuran müslümanlığından sapıldığı için ve bunu da tarikat ve cemaatlerin gerçekleştirmesi ile uydurma bir din ortaya çıktığı öngörüsünde bulduğunu anlıyoruz.

Artık laik, çağdaş cumhuriyetten yana olan bizler AKP sonrası günlerin çalışmalarını, programlarını ve eylemlerinin önem ve aciliyet sırasına göre değerlendirmesini yapmak zorundayız.

Evet… Yapılan tüm ülke genelindeki anketlerde AKP’de tek adam Recep Tayyip Erdoğan da inanırlığını ve kendilerine olan güvenini yitirmişler görünüyorlar!…

Ancak çok ilginç ve dikkat çekici olanı hala muhalefet ve özellikle CHP birinci parti görünümünde değil?

Hala az da olsa AKP önde ve birinci parti. Bunun nedeni halka güven verememek…

Çözüm önerilerini halka sunamamak…

Oysa toplumun yaşadığı ve yaşamın çekilmez hale getirdiği şu günlerde AKP’nin de tek adamın da esamesi okunmaması gerekmiyor mu?

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

    Röportaj

    Sağlık

    Spor