DEVASA ÇİN’DE HÜRRİYET GİBİ, ZÜRRİYET DE SINIRLI

DEVASA ÇİN’DE HÜRRİYET GİBİ, ZÜRRİYET DE SINIRLI

ALTINCI BÖLÜM

Hem yüzey olarak kocaman, hem de nüfus olarak muazzam. 2020 nüfusu 1 Milyar 404 milyon 70 bin. 2030 için tahminleri 1 Milyar 408 milyon 712 bin. 10 yılda topu topu 4 milyon 650 bin arti hesaplanmış. Yani, yılda yüzde yarımın altında…  Bu ne demek? Bu, şu demek; adamlar esaslı mı esaslı nüfus kontrolü uygulamakta. Kişisel fikrimi sorarsanız, evet; çok da iyi ediyorlar.

SADE HÜRRİYET DEĞİL “ZÜRRİYET” DE SINIRLI

Rejim gereği bu ülkede yönetim sıkı kurallarla özdeşleşmiş. Son 30 yılda batı dünyasının etkisi az da olsa görülmekteyse de, burada MAO Rejiminin etkisi hala yoğun. Yani, Hürriyet sınırlı. Bunun yanında zürriyet de sınırlı. Malum, “Zürriyet”, döl, soy sop oluşturmak, yeni nesilleri ortaya koymak… Siz buna çocuk sahibi olmak diyebilirsiniz. Hah, işte bu, Çin’de sınırlanmış. “Tek çocuk yeter” demişler. Tıbbi zorunluk olmadıkça, ikinci çocuk yapılamıyor. Yalnız şu var; kadın doğurdu, kız… O zaman izin alıp bir de erkek çocuk deneme hakkı var. Bundan ötesi bağlanmış. Bizim yüzeysel olarak duyup öğrendiklerimiz böyle.

Halen kilometrekareye 145 kişi düşüyor. Bu rakamı değerlendirebilmek için bizim 2020 rakamlarına bakalım; kilometre karede ortalama 109 kişi var. Fakat, bu sayı İstanbul’da 2 bin 176, Tunceli’de 20 kişi. Adana’da ise 160 kişi. Yani, Çini 15 farkla geçmişiz maşallah. Bu sayıda Suriyeliler yok.

Çin nüfusunun yüzde 56’sı şehirli, 44’ü köylü.

YEMEKTEN-İÇMEKTEN YAZMAMAK İYİ OLACAK

Bu ülkede uzun yıllar ciddi sefalet çekilmiş. Açlık, insanları gelenekler dışı yiyeceklere yönlendirmiş ve zamanla, bizim iğrenç dediğimiz yiyecekler sofralarında yer almaya başlamış. Çok meraklı olanlar internetten öğrenebilir. Ben yazmayacağım. Lakin, bize sunulan yemeklerin hiç birinden de şikayetçi olmadık. Alıştığımız, bildiğimiz ürünler gayet de lezzetli hazırlanmıştı. Tavsiyem olsun, Pekin ördeği yemek isterseniz, Pekin’e gidin. Başka yerde bu kadar lezzetli olmuyor.

Oğlumun yaklaşık 15 yıldır Çin’le yoğun çalışmaları var. Belli aralıklarla ben de Çinlilerle bir araya geldim. Bugüne dek en ufak bir falsoyla karşılaşmadık. Yahut da şanslıyız ve hep düzgün kurumlar, düzgün insanlar çıktı karşımıza.

ADAMLARINKİ, ŞEHİRİÇİNDE PARK DEGİL PARKTA ŞEHİR

Yani, olursa bu kadar olur…

Herifçioğulları şehir içine park yapmamışlar da, parkın içine şehir kurmuşlar sanki. Her taraf yeşil, yemyeşil. Hafazanallah, bizde bu kadar yeşil alanın yüzde biri olsa, o memleketin belediye başkanını lüzumsuz masraf yapıp kamuyu zarara uğratmak suçuyla  yargıya şikayet ederler mi, ederler… Be mübarek adam, o kadar araziye nasıl sahiplendin? Milyon milyon fidanı nasıl aldın? Bunca fidanı dikip sulayacak adamın parasını nasıl buldun? Şimdi de nasıl suluyon, nasıl buduyon, nasıl aydınlatyon? Harcanan bunca paradaki saçı bitmedik yetim hakkının hesabını nasıl verecen a insafsız, be vicdansız, ce izansız!.. Bişiy daha var; Çin’in parkları park gibi; daha doğru tarifle, doğal alanlar gibi gözüküyor. Bizde ise geometri sayfasına benzer parklar ve onun içim de ne kadar büyük olursa olsun, ne kadar masraf edilip çiçeklenirse çiçeklensin, şehir parkına benzemez. Neyse, biz bizi bırakalım, yine Çin’e dönelim… Çinde meydanlar da çok büyük. Caddelerin genişliği ise insanı dellendirecek kadar fazla. Yetmemiş bir de stadyum kadar geniş desek abartı olacak belki ama, vasi ve çiçekli-ağaçlı düzgün kaldırımları var.

Kıskançlıktan dellenecek gibi oluyoruz olmasına da, yapacak bişey yok! Komünizmde emir demiri keser. Herşey devletin olunca, devletin tek sözü aynı zamanda son söz oluyor. Yani, Başkan Aytaç Durak’a dönüşte  “Keşke bizde de iki yıl komünizm olsa”  dedirten

rejimin parlak yüzünü şehircilikte fazlasıyla görmek mümkün.

PAZARTESİNE: ÇİNİN SARAYINDAYIZ

MUHTEŞEM PARKLAR: Gez gez bitmez alanlardaki parklarda ağaçlar, çiçekler yetmezmiş gibi bir de kocaman kocaman tertemiz göller yok mu, insan işte böyle yerlerde doğa ile ancak bütünleşebiliyor, gerginlikten kurtuluyor.

DEVASA ÇİN’DE HÜRRİYET GİBİ, ZÜRRİYET DE SINIRLI

YOL GEÇERKEN; İki kent arası yolculuklarımızdan biri otobüslerle oldu. Güzergahta, buradaki gibi bazı kentleri içinden değil, çevresinden geçtik. Nehir boyundaki ağaçlar dikkatimi çekti, ben de bu fotoğrafı çektim.

DEVASA ÇİN’DE HÜRRİYET GİBİ, ZÜRRİYET DE SINIRLI

MOTORSİKLET VE BİSİKLET: Kentlerdeki scooter tipi küçük ve az yakan motorsikletlerin sayısı çok fazla. Bisiklet de öyle. Son yıllarda akaryakıtlı motorsikletlerin yerini elektrikliler almaya başlamış. Yer yer buradaki gibi motorsiklet ve bisiklet yığınlarıyla karşılaşmak çok normal.

DEVASA ÇİN’DE HÜRRİYET GİBİ, ZÜRRİYET DE SINIRLI

TANIDIKLA KARŞILAŞTIK: Bir kent içi turunu yaparken işte bu tezgaha rastlayınca durduk. Başkan Aytaç Durak yanaştı. Mis gibi kokan kestaneden aldı. O ikişer-üçer paylaştığımız kestaneler bizi çok sevimli bir tanıdıkla karşılaşmışız gibi neşelendirdi.

DEVASA ÇİN’DE HÜRRİYET GİBİ, ZÜRRİYET DE SINIRLI

AİLE FOTOĞRAFI: Guancu’daki toplantılardan sonra çekilen aile fotoğrafı. Onur konuğu Aytaç Durak sol başta, ön sırada. Hemen arkasında bendeniz ve sağımda Tarsus Belediye Başkanı Burhanettin Korkmaz. Fotoğraftakilerin tamamı dünyanın farklı ülkelerinden gelen temsilciler.

DEVASA ÇİN’DE HÜRRİYET GİBİ, ZÜRRİYET DE SINIRLI

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    Röportaj

    Sağlık

    Spor