DSP’den güçlenme hareketi başladı

DSP’den güçlenme hareketi başladı

DSP Seyhan İlçe Başkanlığı görevini yürütürken, kısa bir süre önce İl Başkanlığına atanan Erhan Saltuk, teşkilatlanma çalışmalarına ağırlık vereceklerini ve partinin simgesi olan beyaz güvercini hem barışa, hem başarıya havalandıracaklarını söyledi.

RÖPORTAJ: Yener EKİNCİ

ADANA (BÖLGE) – Türk siyasetinin önemli isimlerinden, merhum Bülent Ecevit’in mirası olan Demokratik Sol Parti, ülke yönetiminde yeniden söz sahibi olmaya hazırlanıyor. Bu amaçla başlayan değişim, Adana’da Erhan Saltuk’un il başkanlığı görevine getirilmesiyle kendini gösterdi. Yaklaşık 20 gün önce kolları sıvayan Başkan Saltuk ile yeni dönemde yapılacakları konuştuk.

Kısaca sizi tanımakla sohbetimize başlayabilir miyiz?

Adana’da, 1972 yılında dünyaya geldim. Aslen Osmaniyeliyim. Metal Sanayi Sitesi’nde yer alan, Ersa Talaşlı isimli kendime ait firmada, demir-çelik fabrikalarına malzeme üretimi yaparak ticaret hayatımı sürdürüyorum. Uzun yıllardan beri partide aktif olarak çalışıyorum. Evvelinde, il yönetim kurulu üyeliği ve Seyhan ilçe başkanlığı görevlerinde bulundum.  Evli ve bir çocuk babasıyım. 

İl başkanlığınızla beraber partide ne gibi değişimler yaşanacak?

Öncelikle, il binamızı değiştirmekle işe başlıyoruz. Şu an ki binamız son derece kullanışsız ve küçük olmasının yanı sıra, insanların göremeyeceği şekilde iç tarafta kalıyor. Seyhan Belediyesi civarında yeni bir yer kiraladık, birkaç gün içerisinde oraya taşınıyoruz. Teşkilatlanma çalışmalarına hız verdik. Temas ettiğimiz insanlardan, ‘’DSP’mi kaldı?’’ şeklinde tepkiler alıyoruz. Bu söylemleri ortadan kaldıracağız ve varlığımızı sandığa yansıtacak şekilde, ciddi olarak hissettireceğiz. Yüreğir, Karataş, Kozan ve Ceyhan’da temsilciliğimiz bulunmuyor. Buralara ilçe başkanlıkları kuruyoruz. Yapılanmaları tamamladıktan sonra da, her mahallede temsilcilikler oluşturacağız.

Vatandaşlardan, ‘’DSP’mi kaldı?’’ şeklinde tepkiler aldığınızı söylediniz. Sizce, neden bu konuma geldiniz?

Cumhuriyet Halk Partisi ile 2004 yılında yaptığımız bir anlaşma gereği, 63 belediyeyi kazandığımız yerlerde seçime girmemiş ve CHP’yi desteklemiştik. CHP bu belediyelerin tamamını aldı ve karşılığında 13 milletvekili bize geçti. Ancak zaman içerisinde bu 13 milletvekili CHP’ye geri dönüş yaptı. Bu konuma sürüklenmemizin başlangıcı budur. Tabii, kaynak yetersizliği de, sonra ki süreçte epeyce etkili oldu.   

Son dönemde, solun parçalandığını görüyoruz. Size göre, CHP’ye küsen Muharrem İnce ve Mustafa Sarıgül, ayrı bir oluşum yerine DSP saflarında siyaset yapsalar daha iyi olmaz mıydı?

Bence de iyi olurdu; ancak her iki isim de lider olmak istiyor. Bizim ise zaten bir liderimiz var. Atanmış gibi DSP’nin başına gelmeleri mümkün değildir. Belirli mertebelerden geçmeleri gerekiyor. Mesela, Genel Başkanımız Önder Aksakal, partinin tabanından zirvesine kadar yükselmiş biridir.

DSP’nin eski parlak günlerine dönmesi için neye ihtiyacı var?

AK Parti, tepki oylarıyla iktidara gelmişti. Şu an aynı olumsuz tepki, AK Parti’ye karşı veriliyor. Alternatif arayan seçmen, bize karşı bir teveccüh gösteriyor. Yavaş yavaş da olsa, DSP’ye yönelik bir ilginin yükseldiğini görüyoruz. Bu sadece AK Parti seçmeniyle sınırlı değil. CHP ve hatta MHP’ye gönül verenlerden de gelenler oluyor. Düşüncelerimizi ve çözüm önerilerimizi yeteri kadar anlatabildiğimiz takdirde, ilgi daha da yoğunlaşacak ve DSP eski günlerine dönüşte zorlanmayacaktır. Ülkemizde evrensel sol değerleri somut ve soyut somut ve soyut koşulları harmanlayarak Atatürk’ün izinde, Kurucu- Kuramcı Genel Başkan Bülent Ecevit’in ışığında, Genel Başkanımız Önder Aksakal önderliğinde; vatansever, milliyetçi, sol, sosyal politikaların sahibi DSP, iktidar mücadelesini ilk günkü gibi sürdürmektedir.

Günümüzde, Bülent Ecevit gibi siyasetçiler neden yetişmiyor?

Ecevit, demokrasiye inancı olan, darbelere karşı yürüttüğü mücadele ve halkla kavga etmeyen, halkın istekleri için halktan güç alarak hareket eden bir siyasetçiydi. İçeride olduğu kadar, dışarıda da Türkiye’nin onuru için çalışmış bir devlet adamıydı. Ecevit, ülkemizi içeriden ve dışarıdan bölmek isteyenlere, Atatürk’ün ilkelerini aşındırmaya çalışanlara, inanç sömürüsüne karşı gösterdiği direnişle de tarihe geçmiş, kimseye boyun eğmemiştir. Ayrımcılık yapmayan, eşitliğe inanan, kendi isteklerinin tutsağı olmayan Ecevit, ülkenin ilerlemesi için insan sevgisini ve insancıllığı merkeze alan bir yaklaşımla hareket etmiştir. Bu söylediklerim, sorunuza ziyadesiyle cevap olacaktır diye düşünüyorum.

Türkiye, Millet İttifakı ve Cumhur İttifakı olarak ikiye bölünmüş durumda. Siz kendinizi hangisine daha yakın görüyorsunuz?

İkisine de yakın görmüyoruz açıkçası. Biz, kendi seçmen kitlemizle başarılı olmayı hedef koyduk. Tabanımız da bunu istiyor zaten.

DSP’yi pasif dönemlerinde ayakta tutan kemik bir tabanı var. Zamanla onların yerini dolduracak gençler geliyor mu?

İl ve ilçe yönetimlerimize baktığınızda, birçok genç isim olduğunu göreceksiniz. Ayrıca, gençlik kollarını oluşturuyoruz. Genç üyelerimiz, üniversitelerde de çalışmalar yürütecek.

Bahsettiğiniz çalışmaları gerçekleştirmek için ihtiyaç duyduğunuz bütçeyi oluşturmakta yaşayacağınız zorlukların üstesinden nasıl geleceksiniz?

Yönetimimiz ağırlıklı olarak işletmeci arkadaşlardan oluşuyor. Hepimiz, üzerimize düşen fedakarlığı yerine getiriyoruz. Bunun yanı sıra aidat sistemimiz var. Üyelerimiz, çalışmalarımızın sekteye uğramaması için ödemelerini düzenli olarak gerçekleştiriyorlar.

Adana’nın acil çözüm bekleyen sorunları sizce nelerdir?

Bunları şöyle sıralayabiliriz;

1- İŞSİZLİK – Kentteki işsizlik Türkiye ortalamasının çok üstünde. Özellikle genç işsizlerin varlığı gelecek nesilleri umutsuzluğa sevk ediyor. Adana ortalama yüzde 15’le işsizliği en fazla olan iller arasında yer alıyor.
2- HAFİF RAYLI SİSTEM – Uzun yıllar süren kazı çalışmalarıyla, kentin trafiğini allak bullak ederek, 10 yıldan fazla sürede yapımı tamamlanan hafif raylı sistemin sorunları bitmek bilmiyor. Yıllık 50 milyon lira zarar ettiği söyleniyor. Güzergahı yanlış. Ulaştırma Bakanlığı ise 2. etap hafif raylı sistem projesine onay vermedi. Adana’nın kamburu olmaya devam ediyor. Hafif Raylı Sistem sorununa biran önce el atılmalı, nasıl bir yol izleneceğine karar verilmeli, güzergah boyunca adeta çile çeken esnafın sorunu çözülmelidir.
3- TRAFİK-ULAŞIM – Kentte şehir içi trafikte büyük sorun yaşanıyor. Özellikle özel halk otobüsü ve minibüslerin fazlalığı nedeniyle trafik sıkışıklığı hakim. Şehir içi ana ve ara yollarda kazı çalışması yapan kurumların koordinasyonsuzluğu nedeniyle yollardaki çukurlar uzun süre onarılmıyor. Araç ve insan geçişi zorlaşıyor. Adana’da şehir içi ve şehirler arası trafik, dere ve nehir yataklarının korunması, yeşil ve rekreasyon alanı, kaldırım ve refüj düzenlemelerine acil ihtiyaç duyuluyor. Adana trafiğinin içinden çıkılmaz bir hal almasına daha fazla göz yumulmamalı, kenar bölgelerin trafik ışıklandırma sistemleri yenilenmeli, çevre ve gürültü kirliliğine önlem alınmalıdır.
4- ÇARPIK KENTLEŞME – UYUŞTURUCU –  Adana’da, çarpık kentleşme almış başını gidiyor. Kentteki yapı stoğunun yüzde 85’inin ya ruhsatsız, ya da güvenlikli olmadığı ifade ediliyor. Özellikle seçim dönemlerinde ruhsatsız ve çarpık kentleşme alabildiğine artıyor. Küçüksaat ve civarı gelişmemiş bir şehir görünümünden kurtarılmalıdır. 5 Ocak Meydanı’na acilen yeni meydan projesi yapılmalıdır. Merkez Otogar ya modern bir görüntüye kavuşturulmalı ya da başka bir bölgeye taşınmalıdır. Yüreğir Otogarı’nın etkinliği arttırılmalıdır. Adana’da madde bağımlılığının artış gösterdiği biliniyor. İşsizlikten kaynaklı uyuşturucu satış ve kullanımı arttı. Sokak aralarında küçük yaşlardaki çocuklar kullanılıyor. Emniyet birimlerinin hemen her gün yaptığı operasyonlar basında geniş yer buluyor.
5- TURİZM – 2008 yılında Bakanlar Kurulu kararıyla Turizm Bölgesi ilan edilen Karataş-Yumurtalık sahil bandına tek çivi dahi çakılmadı. Yeşili, doğası ve deniziyle göze çarpan Adana’da turizm gelirleri yok denecek kadar az.
6 – ALTYAPI – KUZEY-GÜNEY GELİŞMİŞLİK FARKI – Adana’da Kuzey’le Güney arasındaki fark ortadan kaldırılmalıdır. Kuzey Adana’nın altyapı ve güney bağlantı sorunu giderilmelidir. Göç olgusu şikayet konusu olmaktan çıkarılmalı, göçle gelen insanların kalifiye olabilmeleri için yeni projeler geliştirilmeli, insanlarımız Adana ekonomisine ve üretime kazandırılmalıdır. Merkez ilçelere bağlanan mahallelerin yol, kanalizasyon ve su (birçoğu kuyu suyu içiyor, sağlıklı ilaçlanmadığına inanılıyor, yaz aylarında sık sık kesinti uygulanıyor) problemi çözülmelidir. Kentte yağan yağmurun yolları ve altgeçitleri suyla doldurmasının önüne geçilmesi için acilen altyapı çalışmasına yoğunlaşılmalıdır.
7 – TARIM – Kentte verimli tarım arazileri elden gidiyor. Beyaz altın diyarı olarak bilinen kentte 2017 yılında hafif bir kıpırdama olsa da pamuk ekim alanları daralıyor. Narenciye ürünleri sanayiye entegre edilemediği için dalında kalıyor. Tarım topraklarının imara açılmasına müsaade edilmemeli, üretici için alternatif pazarlar ve yeni üretim teknikleri geliştirilmelidir.
8- SOFULU ÇÖPLÜĞÜ – Sofulu Çöplüğü olarak bilinen yere entegre tesisi kuruldu ama koku hala giderilemedi. Yerleşim yerinin tam ortasında kaldı. Vatandaşlar taşınmasını istiyor. Sarıçam ilçesine tam teşekküllü bir hastane yapımı için girişimler başlatılmalıdır.
9- EĞİTİM-YAŞANABİLİRLİK – BEYİN GÖÇÜ – Adana’da özel öğretim ve kamu tarafından yapılan sınav sonuçlarına bakıldığında eğitimde büyük bir sorun yaşandığı göze çarpıyor. Son yıllarda sınav sonuçlarında Adana’nın ön sıralarda adına rastlanmıyor. Yaşanabilir iller arasında Adana’nın 55. sırada yer alması bir başka sorun olarak göze çarpıyor. Kentte yaşanan olumsuzluklar beyin göçüne neden oluyor. Eğitimini tamamlayan veya ekonomik özgürlüğünü garanti altına alan Adanalı genç nesiller İstanbul başta olmak üzere yurtdışında yaşamanın ve iş yapmanın daha avantajlı olduğuna inanıyor.

Bu sohbetin gerçekleşmesine zaman ayırdığınız için teşekkür ederim.

Ben teşekkür eder, yayın hayatınızda başarılar dilerim

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    Röportaj

    Sağlık

    Spor