Hayvan ortopedisinde Deniz Pet fark yaratıyor

Hayvan ortopedisi üzerine yapılan başarılı ameliyatlarla Türkiye’nin birçok farklı illerinden hasta getirilen Deniz Pet Veteriner Kliniği’ndeyiz… Mesleğine iş gözüyle bakmayan, ticari bir kaygıdan ziyade hayvanları gerçekten seven 33 yıllık Veteriner hekim İsmail Serdar Sayar ile çok keyifli bir röportaj gerçekleştirdik ve evcil hayvan beslemenin en çok merak edilenlerini sorduk kendisine.

RÖPORTAJ: Yener EKİNCİ

ADANA (BÖLGE) – Adana’nın en kapsamlı hayvan kliniklerinden biri olarak 20 yıldan fazla bir süredir hizmet veren Deniz Pet,  özellikle ortopedi ameliyatları, fizyoterapi ve rehabilitasyon uygulamaları ile yürümekte zorluk yaşayan evcil hayvanların yeniden sağlığına kavuşmasında büyük rol oynuyor. 33 yıllık tecrübeli bir veteriner hekim olan İsmail Serdar Sayar, ‘’Onları ayağa kalkmış, koşarken, yürürken, sahibiyle eğlenirken gördüğüm an işimin en tatmin edici anı oluyor. Bu mutluluğa paha biçilemez’’ diyor. İsmail Serdar Sayar ile mesleği ve hayvan bakımı hakkında keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. İlgiyle okuyacaksınız.

Kliniğinizde ne gibi hizmetler veriyorsunuz?

Kliniğimizde, küçük dostlarımız için yaşadığı sağlık sorunlarına itina ile yaklaşıp hiç bir detay atlamadan gereken tetkikleri yapıyor ve teşhisi koyduktan sonra uygun tedavi seçenekleri uyguluyoruz. Amacımız dostlarımızın sağlıkla ilgili bütün gereksinimlerini karşılamak, daha sağlıklı ve uzun bir yaşam sürebilmelerini sağlamaktır. Minik dostlarımızın yaşam kalitesini yükseltmek, koruyucu hekimlik ve iyileştirici sağlık hizmetlerini veteriner tıbbın ulaştığı en üst düzeyde, bütünleşik bir yapı içerisinde, uygun ekonomik koşullarda topluma sunabilmek için görev yapıyoruz. Veteriner hekimlik alanındaki akademik çalışmaları ve bilimsel araştırmaları yakından izleyerek hayvan sağlığıyla ilgili her konuda yeni bilgi ve uygulamaların gelişmesini desteklemekteyiz. Batın ve göğüs boşluğu cerrahisi, göz cerrahisi, kulak kanal ablasyonu, kırık, çapraz bağ, patella luksasyonu gibi ortopedi operasyonları ameliyathanemizde yapılabilmektedir. Merkezimizde kısırlaştırma, sezaryen, komple veya kısmi meme operasyonları rutin olarak güvenli anestezi altında gerçekleşmektedir. Bunun yanı sıra; banyo ve tıraş uygulamaları da gerçekleştiriyoruz.

Ağırlıklı olarak ortopedik ve travmatolojik durumlar karşısında gerçekleştirdiğiniz ameliyatlarla tanınıyorsunuz. Bu alanda yaptığınız çalışmalardan bahsedebilir misiniz?

Ortopedi ve travmatoloji, yaklaşık 10 yıldır başarılı sonuçlar alarak sürdürdüğümüz ameliyatların başında geliyor. Ortopedik ameliyatlara ilk başladığımızda bu işi Adana’da iki veteriner hekim yapabiliyordu. Geçen sürede kendimizi geliştirmekle beraber son sistem cihazlara da sahip olarak birçok farklı bölgelerden hasta getirilen bir kliniğe dönüştük. Mersin, Osmaniye, Hatay gibi çevre iller olmak üzere; İstanbul, Ankara, Antalya, Batman, Siirt ve Diyarbakır gibi farklı şehirlerden getirilen hastalarımız var. Veteriner hekimlikte ortopedi ve travmatoloji; en gelişmiş tedavi, rehabilitasyon, son teknoloji cerrahi bakımı ve önleyici tedbir tavsiyeleri gibi çalışmalar ile hayvanların daha iyi bir yaşam sürmelerinde; günlük işlevlerini, güçlerini ve hareketliliklerini yeniden kazanmalarında önemli bir yere sahiptir. Kliniğimizde, konjenital ve edinsel ortopedik problemler, kalça displazileri, osteoartritislerin ve osteosarkomların erken tanıları, büyüme ve açısal ekstremite deformitelerinin düzeltilmesi, kırıklar ve yumuşak doku travmalarının cerrahi ve postoperatif dönem tedavileri (fizyoterapi) başarıyla gerçekleştirilmektedir.

Türkiye’deki hayvan dostları ve hayvan hakkı savunucuları sizce yeterince etkin mi? Diğer ülkelerle kıyasladığınızda nelerimiz eksik, nelerimiz tam?

Ülkemizde maalesef hayvan dostları ve hayvan hakkı savunucularının sosyal medya dışında etkin olduklarını söylemek pek mümkün değil. Yaklaşık 20 milyon kişi olduğunu düşündüğüm bu kitlenin onda biri ortak hareket etse hayvan hakları diye bir sorunumuz kalmaz. Belki bu düşünce şimdilik hayal ama zaman içinde olacağına inanıyorum; çünkü yeni nesil öncekilere oranla çok daha hayvansever…  Diğer ülkelere göre eksiklerimiz saymakla bitmez; ama tam olanı söylemekle başlayalım. Biz onlara göre daha merhametliyiz, kısıtlı kaynaklarımıza rağmen daha yardımseveriz her şeyden öte onlar gibi öldürmenin çözüm olacağına inanmıyor, kesinlikle karşı çıkıyoruz. PETA ve daha birçok hayvan hakları örgütünün, ötenaziyi savunduğu, sözde medeni bir dünyada olmaktansa, eksiklerimizle ve kendi değerlerimizle var olmayı yeğlerim.

Evlat sahibi olurken düşünüp taşınıyoruz; ancak evimize bir kedi, köpek ya da kuş alırken hiç düşünmeden o an karar verebiliyoruz. Bu sorumluluğun altından kalkamadığımızda ise mağdur edilen hayvan dostlarımız oluyor. Bu konuda neler söylersiniz?

Özellikle belirtmek istiyorum ki;  bir canın bakımını üstlenmeden önce mutlaka bir veteriner hekimden destek alınmalıdır. Sahiplendiğiniz can önce evi keşfedecektir. Her tarafı gezer koklar, eğer köpek ise kendi kokusunu bırakmak için evin her yerine idrar, dışkı yapabilir. Bunlar, kendi yaşam alanı olduğu için bir içgüdü davranışıdır. Özellikle köpek sahiplenenlerin bu duruma hazırlıklı olması gerekir. Kediler köpekler gibi değildir. Kum harici bir yere çok nadir idrar ve dışkı yaparlar. Kedilerde de ilk eve geldiğinde kumun nerde olduğunu göstermek için kum kabına kediyi koymanız yeterli olacaktır. Örneğin; yavru kediler ve köpekler dişler kaşındığı için kablo, terlik, kumanda, koltuk vs aklınıza ne gelirse kemirmeye başlayabilir. Dikkatli olmakta fayda var. Şimdi bunları neden söyledim; onu açıklayalım… Evine hayvan alan insanlar bir veteriner hekime başvurmadığında bu problemleri kedinin veya köpeğin bir hatası olarak görüyor ve bu canı terk etme noktasına geliyor. Halbuki alacağı çok basit önlemler ile bu problemlerin önüne geçebilir. Bu bilinçsizlikler olduğu içinde hayvanlar her zaman terk ediliyor veya barınaklara bırakılıyor.

Sokak hayvanları konusunda veteriner kliniklerinin aynı duyarlılık, dayanışma içinde olduğu söyleyebilir misiniz? Sokak hayvanlarının rehabilitasyonu ve tedavisi konusunda çalışmalara katkıda bulunuyor musunuz?

Bence bu konuda her kliniğin aynı duyarlılıkta olması beklenemez. Bunda kliniğin gücü ve hasta potansiyeli çok önemlidir. Biz klinik olarak, elimizden geldiğince sahipsiz hasta hayvanlara yardım etmekteyiz. Ben aynı zamanda, Doğayı ve Hayvanları Koruma Derneği’nin (DOHAYKO) ve Hayvan Hakları Federasyonu’nun (HAYTAP) kurucu üyesiyim. Şu an kliniğimizde yatarak tedavi gören hayvanların yüzde 99’u sokak hayvanıdır. Hayvansever dernekler aracılığıyla getirilen sokak hayvanlarını tamamen iyileşene kadar kliniğimizde tutuyor, bunun bedeli olarak da sadece masraflarını talep ediyoruz. Sokak hayvanlarından kar etmeye yönelik ticari bir beklenti içerisinde değiliz.

Geride bıraktığımız pandemi sürecinde, evcil hayvan sayısının arttığı söyleniyor. Bu doğru mu?

Koronavirüs salgını sürecinde evlerine kapananların büyük bölümü, içine düştükleri yalnızlık sarmalından kurtulmak için evcil hayvan sahiplendi. Özellikle aileler, dışarı çıkamayan çocuklarına oyun arkadaşlığı yapması için kedi ve köpek gibi canlılar edindiler. Pandemi öncesi döneme göre, hayvan sahiplenme oranı yüzde 100 arttı. Kedilerin bakımı daha kolay olduğu için kedi sahiplenilmesi daha fazla oldu. Köpekler de sabah ve akşam dışarı çıkarılması gerektiği için pandemi sonrasında hayatlarının engelleyeceklerini düşündüklerinden kediye yönelim daha fazla oldu. Sahiplenmeler barınaklardan, sokaklardan ve büyük çoğunluğunu ise ırksal kedileri satın alıp, gerçekleştirildi. İnsanlar, bir hayvanla birlikte yaşamanın ne kadar güzel olduğunun farkına vardılar. Belki de pandemi öncesi zamanlarının olmaması ya da evlerde olmamalarından kaynaklı bu süreci nasıl yöneteceğiz diye düşünüyorlardı. Şu anda süreç çok güzel şekilde ilerliyor.

Beslemeyi düşünenler için sormak istiyorum. Evcil hayvan sahibi olmanın ne gibi avantajları bulunuyor?

Yapılan bilimsel araştırmalar evcil hayvan besleyen kişilerin beslemeyenlere göre daha sağlıklı olduklarını ve daha uzun yaşadıklarını göstermektedir. Evcil hayvanınız size her zaman değer verecektir. Günlük rutininizde yaşadığınız sıkıntıları gelip minik dostunuza anlattığınızda emin olun ki sizi meraklı gözlerle ve ilgiyle dinleyeceklerdir. Evcil hayvan sahibi olmanın faydalarından bahsetmeden önce, uyarmamız gereken bir nokta var. Evde evcil hayvan besleme kararı alırken çok iyi düşünmelisiniz.  Hediye olarak alınıp, karşı taraf sıkılınca kapı önüne konulan hayvanlar ile empati yapmalısınız. Ayrıca, barınaklarda sahipsiz bir sürü kedi ve köpek dostlarımızın olduğunu da hatırlatmadan sorunuza cevap vermek istemedim. Yaşadığımız stresi azaltmak için çabalamakla geçer günlerimiz… Stresi minimuma indirmek konusunda evcil hayvanlarımızın da etkisi çok büyüktür. Stres, trafik, iş ve mutsuzlukla yoğun geçen bir günün ardından, size sevgi gösterisinde bulunan evcil hayvanınızın hayatınıza ne kadar renk kattığının farkında mısınız? Eğer yalnız yaşıyorsanız, çoğu zaman sizin anahtarı çevirme sesinizi bile tanıyan birinin evde sizi beklediğini bilirsiniz. Belki siz aşk acısı çekerken size sarılıp teselli edemez ama türlü şaklabanlıklar yaparak sizi güldürebilir. Minik bir hareketiyle anında kahkaha krizlerine girmenize sebep olabilir. Hayvanlar ile ilgilendiğiniz zamanlarda serotonin ve dopamin salgılanmasını sağlayarak mutluluk seviyenizi yükseldiğini biliyor musunuz? Evcil hayvanınız unutmayın ki bir birey değildir? Size ihtiyacı vardır ve dolayısıyla size muhtaçtır. Onlara verdiğimiz değer, zaman, bakım sayesinde hiç farkında olmasak da kendi hayatımızı düzene sokmuş oluruz. Küçük dostlarımız bizim mutluluğumuza gözle görülür bir şekilde fayda sağlıyorlar. Düşünsenize, sizi ne olursa olsun seveceğini bildiğiniz ve hareketleriyle bunu belli etmeye çalışan bir canlı var hayatınızda!  Eğer evinizde evcil bir hayvan olan köpek besliyorsanız, arkadaşınızın gün içerisinde mutlaka gezdirilmesi gerektiğini de biliyorsunuzdur. Onu yürüyüşe çıkardığınızda kendiniz için de mükemmel bir adım atmış olacaksınız: Onunla beraber yaptığınız yürüyüşün sağlığınıza olumlu etkileri yansıyacaktır. Aynı zamanda, köpeğiniz sosyalleşmenize de yardımcı olur. Köpeğinizi dolaştırmaya çıktığınızda birçok insanla tanışabilir, yeni arkadaşlıklar kurabilirsiniz. Evcil hayvan sahibi olmak bir sürü yükümlülüğü, almanız gereken sorumlulukları da beraberinde getiriyor: Temizliği, beslenmesi, bakımı, yaptırılması gereken aşıları, yürüyüşe çıkartılması gibi! Evcil hayvan beslemenin çocuk gelişiminde de faydası olduğunu unutmamalıyız. Çocukların sosyalliği evde beslenen bir hayvanla maksimum düzeye çıkabiliyor. Yapılan araştırmalar çocukların, evdeki kedi ya da köpek arasında kurulan iletişim sayesinde öğrenme ve dil becerisi geliştiğini gösteriyor. Uzmanlar evlerinde hayvan beslenen çocukların özgüveninin ve kendisine olan saygısının daha gelişmiş olduğuna dikkat çekiyor.

Hangi hayvanı besleyeceğimize karar vermeden önce ne gibi kriterleri esas almalıyız?

Her şeyden önce sık sık taşınıyor veya hayatınızda büyük değişiklikler düşünüyorsanız, bunları gerçekleştirip sabit bir yaşama başlayıncaya kadar evcil hayvan sahiplenme düşüncenizi ertelemelisiniz. Ayrıca çok sık seyahat ediyorsanız; kedi ve köpek gibi her gün bakım ve ilgi isteyen evcil hayvan yerine özel yemlikleri uzun süre yem ihtiyacını karşılayan ve daha az ilgi ve bakım isteyen balık ve kuş gibi evcil hayvanlar sahiplenmelisiniz. Evcil hayvanlara cinslerine göre boş alan, zaman ve bakım gerekmektedir. Köpeklerin farklı cinslerinin bile farklı ihtiyaçları vardır. Uzun tüylü köpekler daha çok kuaföre, tazı gibi köpekler de daha fazla egzersize ihtiyaç duyarlar. Kediler egzersiz, ilgi ve diğer günlük bakımları yönünden birbirlerine oldukça benzerdir. Seçeceğiniz evcil hayvan, yaşam tarzınıza uygun olacak evcil hayvan olduğundan emin olmanız önemlidir. Seçim esnasında her evcil hayvan için bazı genel bilgileri aklınızdan çıkarmamalısınız.

Hayvanlardan insanlara bulaşan 200’den fazla hastalık olduğunu biliyoruz. Korunmak için ne yapmamız gerekiyor?

Evlerimizde beslediğimiz evcil hayvanları ve kendi sağlığımızı çeşitli viral, bakteriyel ve paraziter hastalıklardan korumanın en pratik ve ekonomik yöntemi koruyucu hekimlik uygulamalarıdır. Bu uygulamalar; viral hastalıklara karşı spesifik aşı uygulamaları, iç ve dış paraziter enfestasyonlara karşı antiparaziter uygulamalar ve çeşitli çevre koşulları sebebi ile oluşabilecek bakteriyel hastalıklara karşı yapılan uygulamalar olarak basitçe özetlenebilir. Yapılan uygulamaların başarılı olabilmesi için kullanılan materyallerin kaliteli olması ve gerekli hijyenik koşullarda yapılması gerekmektedir. Veteriner hekimlerin koruyucu hekimlik misyonlarını gerçekleştirebilmesi için sevcil hayvan sahiplerinin gereğince bilinçlendirilmesi, yapılması gereken uygulamaların sizlere açık ve net bir şekilde anlatılması gerekmektedir. Bunun sonucunda evcil hayvan sahiplerinin hem hayvanının hem de kendi sağlığı için veteriner hekimin sunmuş olduğu uygulama programına riayet etmesi gerekmektedir. Unutulmamalıdır ki koruyucu hekimliği gereği gibi yapılan evcil hayvan, her açıdan daha kaliteli bir hayat süreceği gibi uzun vadede bu uygulamaları düzenli olarak yaptırıyor olmak çok daha ekonomik olacaktır.

Veteriner hekimlik, diş hekimliği ile beraber şu an meslek tercihi yapma aşamasında olan gençlerin gözdeleri arasında yer alıyor. Buna istinaden birçok üniversitede veterinerlik fakülteleri açılıyor; fakat donanımları yetersiz. Sizce bunun sonu nereye varacak?

Türkiye’de, 90’lı yıllarda 5 tane veteriner fakültesi vardı. Şu an 35 adet veteriner fakültesi var ve bunun 15 tanesinin kadrosu ve alt yapısı bulunmuyor.  Buradan mezun olanlar sizce ne kadar bilgi ve birikim sahibi olabilir? Mezun olan gençlerin elbette suçu yok. Bütün suç, fakültelerin açılmasını teşvik edenlerde…  Avrupa’da ve hatta hayvancılığı bizden 10 kat daha ileride olan ülkelerde, bizdeki sayının 5’de 1’i kadar veteriner fakültesi bulunmuyor. Şu an Almanya’da toplam 3 tane, Hollanda’da 2 tane veteriner fakültesi var. Veteriner hekim sayısını artırarak, Türkiye’nin hayvancılığını kurtaramazsınız. Türkiye’de 35 fakülte var; ama 15’inde hastane bulunuyor. Gerisinde laboratuarlar bile yok. Hastane olmadığı için hocalar tedavi yapamıyor, öğrenciyi eğitemiyor,  İlaç yazamıyor. Veteriner fakültelerinin son sınıfında öğrenciler intörn hekim olarak görev yaparlar; ama fakültenin hastanesi yok, nasıl yapacak?

Bu sohbetin gerçekleşmesine zaman ayırdığınız için teşekkür ederim

Ben teşekkür eder, yayın hayatınızda başarılar dilerim.

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

    Röportaj

    Sağlık

    Spor