HELE BAKALIM; BİZDE ÖYLE BAŞKAN VAR MI

HELE BAKALIM; BİZDE ÖYLE BAŞKAN VAR MI

Önceki yazımda çocukluğumuzun bağ anılarından minicik bir kesit arz etmiştim. Bu denli ilgi göreceğini beklemiyordum. Değerli okurlarım, sağolsunlar, en çok da bağlı olduğum kuşak, bağ anılarından nice lezzetli vakitleri yeniden yaşadıklarını yazdılar. Servet Yıldırım isimli okurum biraz daha farklı yaklaşımla bana şu ilginç, ilginç olduğu kadar memleket sevgisinin coşup taştığı mesajı göndermiş; teşekkürlerimle onu sunuyorum;

“Değerli Çelmeoğlu,

Hep düşünmüşümdür; Adana Bağ kültürünü unutturmamak için, yeni kuşakların görmesi için ÖRNEK BİR BAĞ EVİNİNİN YAPILMASI lazım. Ağaçlar, çiçekler içinde bir bağ evi.  Önünde zincirli bir kuyu vesaire. Zor değil. Yeni kuşaklar, Adanaya gelenler gezip görmeli. Adana’yı en iyi bilen, yaşayan, yazan biri olan Nurettin çelmeoğlu’na bırakıyorum gerisini…

Selamlar”

ESKİ ADANA SOKAĞI PLANINI FETÖ YAKTI

Oniki yıl kadar olmuştur. Başkan Durak’a bir yurtdışı gezimizde aklımdaki Eski Adana Sokağını özetlemiştim. Çalı bitkilerinin arkasındaki çift sıra ve her dem yeşil ağaçların sınırladığı bir alan düşününüz. Tek girişli ve girdikten sonra kentle tüm bağlantınız kesiliyor. Orada kendinizi birden bire yetmiş-seksen yıl öncesine air bir Adana sokağında buluyorsunuz. Çift tekerlekli arabalar ile at ve merkep dışında taşıt yok. Sokağın iki yanında geniş avlulu, bazılarının altı dükkan, çoğu kerpiç, sofalı evler. Evlerin birinde kuyu, birkaç tanesinde tulumba var. Avlularda ağaçlar ve toprak saksılarda, tenekelerde türlü çeşit bildik çiçekler selam duruyor. Dükkanlardan biri kebapçı, diğeri tatlıcı, bir başkası şekerci ve nihayet bici-karsambaç-şalgam servisi yapılan bir başkası. Bazı avlularda inek var. Saatine denk geldiğinde süt de sağılıyor. Orada yoğurt-peynir satışı var…

Elektrik teli yok, gaz lambası, fenerle aydınlatılıyor. Radyo yok, gramafon var. Hayal bu ya, uzatın uzatabildiğiniz kadar…

Başkan Durak dinledikten sonra “Yap bunu!” dedi. Bir süre durduktan sonra, “Şehrin altyapı derdi kalmadı sayılır. Metronun ikinci etabını yakında ihaleye çıkaracağız. Önümüzdeki seçimden sonra artık bu tür turiswtik ve kültürel özgün projelere el atabiliriz.”

Seçim oldu, Durak en küçük partiden aday olmasına karşın yine ve beşinci kez seçildi. Seçimden sonraki bir yılın bitmesine bir gün kala, hem de Pazar günü, FETÖ kumpası ile görevden alındı. Vekil Zihmi Aldırmaz bir gün beni arar diye bir süre bekledim, çok geçmeden anladım ki ben de kara istedeyim. Önümüzde Koza Festivali var ve o zamana kadar yabancı konukları hep ben ağırlamıştım. Bu kez de her halde festivalden sonra kovacaklar düşüncesiyle eşyamı paketledim, beklemeye koyuldum.

Akılda fikirde yokken fıtık ameliyatı olmam gerekti. Tıbbi raporu alıp bağlı olduğum KOZA Müdürlüğüne gönderdim. Kozada en çok sözü geçen fakat sonradan uzun süre hapis olan Milaslı bir vatandaşın mesajı geldi, “Biz seni zaten üç hafta evvel işten çıkarmıştık” diye. Kovulmuşum, haberim yok. O süre içinde maaş da almışım; İki sekreterim, iki telefonum ve faksım var. Çayım, kahvem yerinde. Çok gururlandım; çünkü dünyada bu şekilde kovulan tek kişi olduğuma emindim.

Dedim ya, paketlerim hazırdı. Onbeş dakikada arabama yükledim ve mesai arkadaşlarımla vedalaşıp çekildim. Kahrolası FETÖ yüzünden o proje de yandı. Beş para harcamadan regülatör köprü ve iç gölü yapan, yazın şehir suyunu enerjisiz soğutan, milyonlarca metrekare merkez parkını yapan Durak yenilikçiydi.Önceki Başkan Sayın Çolak da monoton belediyeciliğin dışına çıkabilmişti. Soner Başkanda öyle bir gayret var. Anakentten ümit yok; çünkü Durak Başkan zamanında sadece 2 bin 600 olan personel sayısı maşallah 15 binlerde… Belki Yüreğir veya Sarıçam dikkate alabilir bağ evini. Bakalım, göreceğiz…

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    Röportaj

    Sağlık

    Spor