‘İŞGALCİLİK’ AZ GELMİŞ OLMALI KAFİRLİK YOLLARINA SAPTILAR

‘İŞGALCİLİK’ AZ GELMİŞ OLMALI KAFİRLİK YOLLARINA SAPTILAR

İKİNCİ BÖLÜM

İşgalciler, Adana’yı tereyağından kıl çeker gibi kolaylıkla kontrol altına alabileceklerinden emin olarak gelmişler, fakat beklentilerinin tam aksi ile karşılaşmışlardı. Onlara göre, Nusayri Adanalıları çok rahat kendilerine bağlamak mümkündü. Süleyman Vahit’e gittiler. Daha önce Belediye Başkanlığı da yapmış olan pehlivan yapılı Süleyman Vahit üstlerine panter gibi atlayıp kovdu. Bir yandan da, tekrar tekrar “Defolun kafirler, yılkın gavur dölleri, biz bu vatanın, bu bayrağın çocuklarıyız” diye adeta kükreyerek bağırıyordu.

Öte yandan çetelerimizin direnişi, ve bir türlü akıl sır erdiremedikleri yiyecek ve cepane akışı karşısında öfkeden kudurmuş gibi baskı üstüne baskı uygulamaya başladılar. İdamlar, idamları kovalıyordu. Amaç, Türkleri korkuyla sindirmekti. Elbette bu silah ve cepaneler Adana’dan ulaştırılıyordu. Demek ki, bir yerlere gizlenmiş silahlar ve mühimmat olmalıydı. Vali Bremond, “Evinde silah bulundurduğu tesbit edilenler derhal idam edilecektir” diye duyuru yayınladı. Nitekim, 24 saat geçmeden, kamavorlar (Ermenilerden oluşan paralı jandarma) evleri didik didik aramaya başladı. En ufak bir çakı bile bulamadılar. “Eeee, böyle olmayacak, birkaç kişiye ders vermek lazım” diyerek sistemi değiştirdiler. Adı-sanı belli, eşraftan bazı isimleri listelediler. İkinci kez aramaya giden kamavor, yanında getirdiği bıçağı, arama yaptığı evde bulmuş gibi “Hah!.. Yakalandın lan dacik, yürü bakalım merkeze” diyerek topladılar.

Müslüman halkın inancından yararlanmayı da denediler. Fransız heyetten bol bol yüz bulan kindar Ermeniler, Hacıbayram Camiinin minaresine köpek çıkarıp şerefeye bağladılar. Köpek uluyup havladıkça da, “Bakın ulan dacikler (Ermeniler Türklere Dacik derdi), Muhammediniz sesleniyor” diyerek kahkaha atıyorlardı.

Fransızlar, bu kadar baskıya karşın direncinden hiçbir şey kaybetmeyen halka daha etkin bir yolla ders vermeyi kafaya koymuşlardı. Nihayet, kentin en tanınmış simalarından Ramazanoğlu Tevfik Kadri Bey’i de bir bahane ile alıp Taşköprü yakınlarına getirdiler. Üst kıyafetini çıkarıp çarmıha bağladıktan sonra, ucunda kurşun parçacıklar bulunan tellerle desteklenmiş kırbacı yirmi kez şaklata şaklata indirdiler. Vücudu morluklar içinde kalan Tevfik Kadri Bey bu işkence karşısında dişini sıkmış, kafirlerin alay etmesine fırsat vermemişti.

İşgal karargahı, kendilerine yalakalık yapan Türkler vasıtasıyla kırbacın etkili olduğunu anlamışlardı. İkinci bir kurban daha aradılar ve Polisci ailesinden hatırı sayılır, sözü dinlenir Hüseyin Efendi’ye de aynı işlemi uyguladılar… Poliscilerin Hüseyin de, tıpkı Tevfik Kadri gibi dişini sıkmış, kan revan içindeyken, sanki ırmaktan çıkıyormuşçasına dimdik yürüyerek işkencecilerin arasından geçip uzaklaşmıştı.

İNSAN KASAPLARI HAREKETE GEÇTİ

Sindirme amacıyla Fransızlar tarafından yapılan baskıların hala eterli olmadığını gören gözü dönmüş vicdansız Ermeniler, “Gözünün üstünde kaşın var, gel bakalım” diyerek tuttukları Müslümanları kiliseye götürüp boğazlamaya başladılar. Tarih, böylesine canilikle karşılaşmamış olmalı. Büyüklerimiz, her şeye rağmen, eskiden beri Adana’da yaşayan iyi yürekli Ermeni komşular sayesinde pek çok müslümanın boğazlanmaktan kurtarıldığını anlatırlardı. Ancak, canilerin, memelerinden çengele astığı hamle kadının bebeğini süngüyle çıkardığını da eklerlerdi konuşmalarına…

TEMİZ RAHLU HAY’LAR

Ne kadar vicdansız, ne kadar insafsız da olsa hiçbir insanın böyle bir davranışa yeltenemeyeceğini düşünüp “Belki de sırf korku salmak için Ermeniler tarafından uydurulumuştur” demek geliyor içimden. Fakat bir değil, birkaç ağızdan dinlediğim için, insan kılıklı canavarların varlığını kabul etmek zorunda kalıyorum.

Ermeniler bizimkilere “Dacik” derken, kendilerinden de “Hay” diye bahsederdi. Yapılan fenalıkları hazmedemeyen ve çoğunlukta bulunan Adanalı Ermeniler mezbaneye dönmüş kiliseye çıkan yollarda bekleşip bu inanılmaz vahşeti durdurmak için ellerinden geleni yapıyorlardı. Aynı Ermeniler, Fransız Karargahına da başvurup “Böyle devam ederse hem kendlerinin hem de Fransızların tarih nezdinde aklanamayacaklarını” anlattılar. Bu başvuru etkisini gösterdi ve insan boğazlamaya son verildi.

YARIN: FRANSIZIN TÜTÜNÜ, KİNİNİ, İLACI ÇETELERİMİZE ULAŞIYOR

TEVFİK KADRİ BEY: Ramazanoğlu Tevfik Kadri Bey, suçsuz günahsız köprübaşına götürülüp çarmıha insafsızca gerilerek işkenceye maruz bırakıldı.

‘İŞGALCİLİK’ AZ GELMİŞ OLMALI KAFİRLİK YOLLARINA SAPTILAR

SÜLEYMAN VAHİT: Nusayrileri kendilerine bağlamak için gelen Fransızları “Vatan bizim vatanımız, bayrak bizim bayrağımız” diyerek kovdu.

‘İŞGALCİLİK’ AZ GELMİŞ OLMALI KAFİRLİK YOLLARINA SAPTILAR

FRANSIZ BELGESİDİR: İşgalcilerin etrafa korku salıp insanları sindirmek için uyguladıkları yöntemlerden biri de gariban Adanalıları, kadın, çocuk dahil, esir etmek ve bir süre zorluk çektirip bırakmaktı. Fotoğraf, Fransız Resmi belgelerinden alınmıştır. Bu Fransız, şimdilerde bize insanlık dersi vermeye kalkışıyor.

‘İŞGALCİLİK’ AZ GELMİŞ OLMALI KAFİRLİK YOLLARINA SAPTILAR

DURUP DURURKEN KONTROL: Fotoğrafın sol tarafına bakınız; Fransız askerler, dükkan sahibini rahatsız etmek üzere bitmez tğkenmez sorularla bunaltmaya çalışıyor. Amaç, sindirmek… Fakat bu amaçlarına asla ulaşamadılar.

‘İŞGALCİLİK’ AZ GELMİŞ OLMALI KAFİRLİK YOLLARINA SAPTILAR

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    Röportaj

    Sağlık

    Spor