Köpeğinizi bir kahramana dönüştürebilirsiniz

Polisin düzenlediği operasyonlarda aktif görev alan köpekler, suçluların yakalanması ve delillerin bulunmasını sağlıyor. Polisin en büyük yardımcısı olan köpekler, göreve başlamadan önce sıkı bir eğitimden geçiriliyor. Peki, siz de köpeğinizin benzer eğitimler alarak sizi, ailenizi veya evinizi korumasını ya da sözünüzden çıkmayan itaatkar bir dosta dönüşmesini istemez misiniz? Cevabınız, ‘Evet’ ise bu röportaj tam da size göre. Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde uzun yıllar polis köpeği eğitmenliği yapmış eski bir polis memuru olan Veteriner hekim Gökhan Bolatlı, merak ettiğimiz soruları yanıtladı.

Röportaj: Yener EKİNCİ

ÖZEL İNDİRİMDEN FAYDALANMAK İÇİN: 0 (544) 140 06 01

ADANA (BÖLGE) – Polisin düzenlediği operasyonlarda aktif görev alan köpekler, suçluların yakalanması ve delillerin bulunmasını sağlıyor. Polisin en büyük yardımcısı olan köpekler, göreve başlamadan önce sıkı bir eğitimden geçiriliyor. Peki, siz de köpeğinizin benzer eğitimler alarak sizi, ailenizi veya evinizi korumasını ya da sözünüzden çıkmayan itaatkar bir dosta dönüşmesini istemez misiniz? Cevabınız, ‘Evet’ ise bu röportaj tam da size göre.  Yavruyken alınan köpeklerin eve ilk geldiği günden itibaren 6 aylık oluncaya kadar bazı eğitimleri alması gerekiyor. Çünkü 6’ncı aydan sonra köpekler artık yetişkin sınıfına giriyor. Tabii ki 6’ncı aydan sonra da eğitilebilirler; ama 6 aylıktan önce verilen eğitimi daha kolay alıyorlar. Yani eğitmeye, köpeğiniz evinizde terör estirmeye başlamadan ya da yolda sizi sürükleyerek istediği yere götürmeye zorlamadan önce başlamalısınız. Veteriner hekim Gökhan Bolatlı da köpek eğitiminin erken verilmesi gerektiğini düşünen uzmanlardan. Gökhan Bolatlı, Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde uzun yıllar polis köpeği eğitmenliği yapmış eski bir polis memuru. Yetiştirdiği köpekler, Türkiye genelinde önemli başarılara imza attı ve yarışmalarda pek çok derece aldı. Köpek eğitiminin yanı sıra hayvan bakımı ve mesleği hakkında da sorular yönelttiğimiz Gökhan Hoca, hepsine detaylı yanıtlar vermekle kalmayıp eğitim için başvuracak okurlarımıza özel yüzde 25 indirim uygulama nezaketinde bulundu. Okurlarımız adına kendisine teşekkür ediyoruz. İşte o röportaj;

Kısaca sizi tanımakla sohbetimize başlayabilir miyiz?

Adana’da, 1990 yılında dünyaya geldim. Sırasıyla; Mehmet Adil İkiz İlköğretim Okulu, Sunar Nuri Çomu Lisesi ve polis akademisinden mezun oldum. Akademi dönemimde, aynı zamanda Kırıkkale Üniversitesi Veteriner Hekimliği Fakültesi’ni kazanmıştım.  Tercihte becayiş yapmak suretiyle, polislik mesleğindeki ilk görev yerim Kırıkkale oldu. Hem çalışıyor, hem okuyordum. Çalışırken de, başarılı polis köpekleri yetiştiriyordum. Bu durum Emniyet Genel Müdürlüğü’nün dikkatini çekti. Bu özelliğimi değerlendirmek isteyip beni Emniyet Genel Müdürlüğü personeli yaptılar. Burada; Türkiye genelinde görev alacak narkotik, asayiş, arama ve kurtarma köpekleri yetiştirmeye başladım.  10 yıllık memuriyet hayatımın ardından, çocukluğumdan beri hayalim olan veteriner hekimlik mesleğini icra etmek amacıyla, polislikten istifa ederek, memleketim Adana’da bir yıl önce kendi kliniğimi açtım.

Kliniğinizde ne gibi hizmetler veriyorsunuz?

Kliniğimizde, küçük dostlarımız için yaşadığı sağlık sorunlarına itina ile yaklaşıp hiç bir detay atlamadan gereken tetkikleri yapıyor ve teşhisi koyduktan sonra uygun tedavi seçenekleri uyguluyoruz. Amacımız dostlarımızın sağlıkla ilgili bütün gereksinimlerini karşılamak, daha sağlıklı ve uzun bir yaşam sürebilmelerini sağlamaktır. Minik dostlarımızın yaşam kalitesini yükseltmek, koruyucu hekimlik ve iyileştirici sağlık hizmetlerini veteriner tıbbın ulaştığı en üst düzeyde, bütünleşik bir yapı içerisinde, uygun ekonomik koşullarda topluma sunabilmek için görev yapıyoruz. Veteriner hekimlik alanındaki akademik çalışmaları ve bilimsel araştırmaları yakından izleyerek hayvan sağlığıyla ilgili her konuda yeni bilgi ve uygulamaların gelişmesini desteklemekteyiz. Batın ve göğüs boşluğu cerrahisi, göz cerrahisi, kulak kanal ablasyonu, kırık, çapraz bağ, patella luksasyonu gibi ortopedi operasyonları ameliyathanemizde yapılabilmektedir. Merkezimizde kısırlaştırma, sezaryen, komple veya kısmi meme operasyonları rutin olarak güvenli anestezi altında gerçekleşmektedir. Bunun yanı sıra; banyo ve tıraş uygulamaları da gerçekleştiriyoruz.

Hekimliğin yanı sıra uzman olduğunuz köpek eğitimiyle alakalı birkaç soru yöneltmek istiyorum. İnsanlar köpekleriyle genelde ne tür sorunlar yaşıyorlar?

Üzerimize atlama, tuvalet, tasma çekiştirme, havlama, ısırma, masadan yemek yemeye çalışma, koltuklara çıkma gibi davranış problemleri ya da agresyon, korkaklık, asosyallik, araba korkusu gibi karakterle ilgili problemler çok sık yaşanıyor. Aklınıza gelebilecek her türlü sorunu sadece ödül kullanarak, yanlışları cezalandırarak değil, doğrular ödüllendirerek yok edebilir ya da bu konularda ciddi bir yol kat edebilirsiniz. Köpeğiyle geçirdiği ilk birkaç ay içerisinde evinde çeşitli problemler yaşayanlar, adapte olamadıkları gerekçesiyle bu yavru kopekleri sokağa bırakabiliyorlar. Belki de bu kişiler eğitimden haberdar olsaydı birçok köpek evsiz kalmazdı. Zaten bir kopeğin eve geldikten sonra bütün sabırlar zorlanarak ve en sonunda, “Biz bu hayvanla maalesef baş edemiyoruz” denilerek terk edilmesi ihtimalinin zaman aralığı genelde 3-5 ay arasıdır. Eğitimlerimiz tam bu zaman aralığında, hem de daha sorunlar başlamadan köpek sahibine ve köpeğe yardımcı olmayı hedeflemektedir. Ayrıca evinden dışarı atılmış köpeğin nasıl acı çekeceğini anlatmaya hiç gerek yok sanırım.

Hangi branşlarda köpeğimize eğitimler veriyorsunuz?

Tuvalet eğitimi, oyun eğitimi, show eğitimleri, alan koruma eğitimi, bodyguard eğitimi, aktör köpek eğitimi, sosyalleşme eğitimi, agresif ve rehabilitasyon ile isteğe göre özel eğitimler.

Köpeklere şiddet kullanılarak ve azarlayarak verilen eğitimin geçerliliğine dair görüşler var. Bu mümkün mü?

İnsanların köpeklerini dövmeden, onları azarlamadan yani kısacası fiziksel ya da ruhsal olarak canlarını acıtmadan da eğitebileceklerini bilmelerini istiyorum. Nasıl çocuk eğitiminde artık bilimsel metotlar varsa ve bunlar şiddeti değil de anlayışı, hoşgörüyü, empatiyi içeriyorsa, emin olun köpekler de aynı hoşgörüyü ve empatiyi hak ediyorlar. Eğer köpeğimize zarar verecek bir noktaya geldiysek, bu durum kesinlikle köpeğimizle değil, kendimizle ilgili bir sorundur. Problemler karşısında nasıl bir ruh haline girdiğimizle, tahammülsüzlüğümüzle ve kopekler hakkındaki yetersiz donanımımızla ilgilidir.

Bir köpeğin eğitimi ne zaman başlamalıdır?

Aslında köpeğiniz eve geldiği andan itibaren eğitim başlamak zorundadır. Eğer bir köpeğin eve gelmesi için en uygun zaman olan 2 aydan küçükse bu eğitim çok yumuşak geçişlerle ev hayatını ve bazı kuralları ona hiç zorlamadan öğrenmesini sağlamak ve yeni hayatına alıştırmak olacaktır. Eğer 2 aylık ve üzeriyse komut eğitimine de çok rahat geçebilirsiniz; yani eğitim ikinci aydan itibaren çok rahat uygulanabilmektedir. Eğitim vermek sonraki yaşlarda da söz konusudur; ancak ileri yaşlarda yapılacak eğitim bir nevi davranış terapisi anlamına gelir.

Köpek eğitimi ne kadar sürer?

Köpeğin karakter ve algı durumuna göre, iki hafta ile iki ay arasında değişebiliyor.

Türkiye’deki hayvan dostları ve hayvan hakkı savunucuları sizce yeterince etkin mi? Diğer ülkelerle kıyasladığınızda nelerimiz eksik, nelerimiz tam?

Ülkemizde maalesef hayvan dostları ve hayvan hakkı savunucularının sosyal medya dışında etkin olduklarını söylemek pek mümkün değil. Yaklaşık 20 milyon kişi olduğunu düşündüğüm bu kitlenin onda biri ortak hareket etse hayvan hakları diye bir sorunumuz kalmaz. Belki bu düşünce şimdilik hayal; ama zaman içinde olacağına inanıyorum; çünkü yeni nesil öncekilere oranla çok daha hayvansever…  Diğer ülkelere göre eksiklerimiz saymakla bitmez; ama tam olanı söylemekle başlayalım. Biz onlara göre daha merhametliyiz, kısıtlı kaynaklarımıza rağmen daha yardımseveriz her şeyden öte onlar gibi öldürmenin çözüm olacağına inanmıyor, kesinlikle karşı çıkıyoruz. PETA ve daha birçok hayvan hakları örgütünün, ötenaziyi savunduğu, sözde medeni bir dünyada olmaktansa, eksiklerimizle ve kendi değerlerimizle var olmayı yeğlerim.

Evlat sahibi olurken düşünüp taşınıyoruz; ancak evimize bir kedi, köpek ya da kuş alırken hiç düşünmeden o an karar verebiliyoruz. Bu sorumluluğun altından kalkamadığımızda ise mağdur edilen hayvan dostlarımız oluyor. Bu konuda neler söylersiniz?

Özellikle belirtmek istiyorum ki;  bir canın bakımını üstlenmeden önce mutlaka bir veteriner hekimden destek alınmalıdır. Sahiplendiğiniz can önce evi keşfedecektir. Her tarafı gezer koklar, eğer köpek ise kendi kokusunu bırakmak için evin her yerine idrar, dışkı yapabilir. Bunlar, kendi yaşam alanı olduğu için bir içgüdü davranışıdır. Özellikle köpek sahiplenenlerin bu duruma hazırlıklı olması gerekir. Kediler köpekler gibi değildir. Kum harici bir yere çok nadir idrar ve dışkı yaparlar. Kedilerde de ilk eve geldiğinde kumun nerde olduğunu göstermek için kum kabına kediyi koymanız yeterli olacaktır. Örneğin; yavru kediler ve köpekler dişler kaşındığı için kablo, terlik, kumanda, koltuk vs aklınıza ne gelirse kemirmeye başlayabilir. Dikkatli olmakta fayda var. Şimdi bunları neden söyledim; onu açıklayalım… Evine hayvan alan insanlar bir veteriner hekime başvurmadığında bu problemleri kedinin veya köpeğin bir hatası olarak görüyor ve bu canı terk etme noktasına geliyor. Halbuki alacağı çok basit önlemler ile bu problemlerin önüne geçebilir. Bu bilinçsizlikler olduğu içinde hayvanlar her zaman terk ediliyor veya barınaklara bırakılıyor.

Geride bıraktığımız pandemi sürecinde, evcil hayvan sayısının arttığı söyleniyor. Bu doğru mu?

Koronavirüs salgını sürecinde evlerine kapananların büyük bölümü, içine düştükleri yalnızlık sarmalından kurtulmak için evcil hayvan sahiplendi. Özellikle aileler, dışarı çıkamayan çocuklarına oyun arkadaşlığı yapması için kedi ve köpek gibi canlılar edindiler. Pandemi öncesi döneme göre, hayvan sahiplenme oranı yüzde 100 arttı. Kedilerin bakımı daha kolay olduğu için kedi sahiplenilmesi daha fazla oldu. Köpekler de sabah ve akşam dışarı çıkarılması gerektiği için pandemi sonrasında hayatlarının engelleyeceklerini düşündüklerinden kediye yönelim daha fazla oldu. Sahiplenmeler barınaklardan, sokaklardan ve büyük çoğunluğunu ise ırksal kedileri satın alıp, gerçekleştirildi. İnsanlar, bir hayvanla birlikte yaşamanın ne kadar güzel olduğunun farkına vardılar. Belki de pandemi öncesi zamanlarının olmaması ya da evlerde olmamalarından kaynaklı bu süreci nasıl yöneteceğiz diye düşünüyorlardı. Şu anda süreç çok güzel şekilde ilerliyor.

Beslemeyi düşünenler için sormak istiyorum. Evcil hayvan sahibi olmanın ne gibi avantajları bulunuyor?

Yapılan bilimsel araştırmalar evcil hayvan besleyen kişilerin beslemeyenlere göre daha sağlıklı olduklarını ve daha uzun yaşadıklarını göstermektedir. Evcil hayvanınız size her zaman değer verecektir. Günlük rutininizde yaşadığınız sıkıntıları gelip minik dostunuza anlattığınızda emin olun ki sizi meraklı gözlerle ve ilgiyle dinleyeceklerdir. Evcil hayvan sahibi olmanın faydalarından bahsetmeden önce, uyarmamız gereken bir nokta var. Evde evcil hayvan besleme kararı alırken çok iyi düşünmelisiniz.  Hediye olarak alınıp, karşı taraf sıkılınca kapı önüne konulan hayvanlar ile empati yapmalısınız. Ayrıca, barınaklarda sahipsiz bir sürü kedi ve köpek dostlarımızın olduğunu da hatırlatmadan sorunuza cevap vermek istemedim. Yaşadığımız stresi azaltmak için çabalamakla geçer günlerimiz… Stresi minimuma indirmek konusunda evcil hayvanlarımızın da etkisi çok büyüktür. Stres, trafik, iş ve mutsuzlukla yoğun geçen bir günün ardından, size sevgi gösterisinde bulunan evcil hayvanınızın hayatınıza ne kadar renk kattığının farkında mısınız? Eğer yalnız yaşıyorsanız, çoğu zaman sizin anahtarı çevirme sesinizi bile tanıyan birinin evde sizi beklediğini bilirsiniz. Belki siz aşk acısı çekerken size sarılıp teselli edemez ama türlü şaklabanlıklar yaparak sizi güldürebilir. Minik bir hareketiyle anında kahkaha krizlerine girmenize sebep olabilir. Hayvanlar ile ilgilendiğiniz zamanlarda serotonin ve dopamin salgılanmasını sağlayarak mutluluk seviyenizi yükseldiğini biliyor musunuz? Evcil hayvanınız unutmayın ki bir birey değildir? Size ihtiyacı vardır ve dolayısıyla size muhtaçtır. Onlara verdiğimiz değer, zaman, bakım sayesinde hiç farkında olmasak da kendi hayatımızı düzene sokmuş oluruz. Küçük dostlarımız bizim mutluluğumuza gözle görülür bir şekilde fayda sağlıyorlar. Düşünsenize, sizi ne olursa olsun seveceğini bildiğiniz ve hareketleriyle bunu belli etmeye çalışan bir canlı var hayatınızda!  Eğer evinizde evcil bir hayvan olan köpek besliyorsanız, arkadaşınızın gün içerisinde mutlaka gezdirilmesi gerektiğini de biliyorsunuzdur. Onu yürüyüşe çıkardığınızda kendiniz için de mükemmel bir adım atmış olacaksınız: Onunla beraber yaptığınız yürüyüşün sağlığınıza olumlu etkileri yansıyacaktır. Aynı zamanda, köpeğiniz sosyalleşmenize de yardımcı olur. Köpeğinizi dolaştırmaya çıktığınızda birçok insanla tanışabilir, yeni arkadaşlıklar kurabilirsiniz. Evcil hayvan sahibi olmak bir sürü yükümlülüğü, almanız gereken sorumlulukları da beraberinde getiriyor: Temizliği, beslenmesi, bakımı, yaptırılması gereken aşıları, yürüyüşe çıkartılması gibi! Evcil hayvan beslemenin çocuk gelişiminde de faydası olduğunu unutmamalıyız. Çocukların sosyalliği evde beslenen bir hayvanla maksimum düzeye çıkabiliyor. Yapılan araştırmalar çocukların, evdeki kedi ya da köpek arasında kurulan iletişim sayesinde öğrenme ve dil becerisi geliştiğini gösteriyor. Uzmanlar evlerinde hayvan beslenen çocukların özgüveninin ve kendisine olan saygısının daha gelişmiş olduğuna dikkat çekiyor.

Hangi hayvanı besleyeceğimize karar vermeden önce ne gibi kriterleri esas almalıyız?

Her şeyden önce sık sık taşınıyor veya hayatınızda büyük değişiklikler düşünüyorsanız, bunları gerçekleştirip sabit bir yaşama başlayıncaya kadar evcil hayvan sahiplenme düşüncenizi ertelemelisiniz. Ayrıca çok sık seyahat ediyorsanız; kedi ve köpek gibi her gün bakım ve ilgi isteyen evcil hayvan yerine özel yemlikleri uzun süre yem ihtiyacını karşılayan ve daha az ilgi ve bakım isteyen balık ve kuş gibi evcil hayvanlar sahiplenmelisiniz. Evcil hayvanlara cinslerine göre boş alan, zaman ve bakım gerekmektedir. Köpeklerin farklı cinslerinin bile farklı ihtiyaçları vardır. Uzun tüylü köpekler daha çok kuaföre, tazı gibi köpekler de daha fazla egzersize ihtiyaç duyarlar. Kediler egzersiz, ilgi ve diğer günlük bakımları yönünden birbirlerine oldukça benzerdir. Seçeceğiniz evcil hayvan, yaşam tarzınıza uygun olacak evcil hayvan olduğundan emin olmanız önemlidir. Seçim esnasında her evcil hayvan için bazı genel bilgileri aklınızdan çıkarmamalısınız.

Hayvanlardan insanlara bulaşan 200’den fazla hastalık olduğunu biliyoruz. Korunmak için ne yapmamız gerekiyor?

Evlerimizde beslediğimiz evcil hayvanları ve kendi sağlığımızı çeşitli viral, bakteriyel ve paraziter hastalıklardan korumanın en pratik ve ekonomik yöntemi koruyucu hekimlik uygulamalarıdır. Bu uygulamalar; viral hastalıklara karşı spesifik aşı uygulamaları, iç ve dış paraziter enfestasyonlara karşı antiparaziter uygulamalar ve çeşitli çevre koşulları sebebi ile oluşabilecek bakteriyel hastalıklara karşı yapılan uygulamalar olarak basitçe özetlenebilir. Yapılan uygulamaların başarılı olabilmesi için kullanılan materyallerin kaliteli olması ve gerekli hijyenik koşullarda yapılması gerekmektedir. Veteriner hekimlerin koruyucu hekimlik misyonlarını gerçekleştirebilmesi için evcil hayvan sahiplerinin gereğince bilinçlendirilmesi, yapılması gereken uygulamaların sizlere açık ve net bir şekilde anlatılması gerekmektedir. Bunun sonucunda evcil hayvan sahiplerinin hem hayvanının hem de kendi sağlığı için veteriner hekimin sunmuş olduğu uygulama programına riayet etmesi gerekmektedir. Unutulmamalıdır ki koruyucu hekimliği gereği gibi yapılan evcil hayvan, her açıdan daha kaliteli bir hayat süreceği gibi uzun vadede bu uygulamaları düzenli olarak yaptırıyor olmak çok daha ekonomik olacaktır.

Bu sohbetin gerçekleşmesine zaman ayırdığınız için teşekkür ederim

Ben teşekkür eder, yayın hayatınızda başarılar dilerim.

 

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

    Röportaj

    Sağlık

    Spor