‘Yaşlılarda bağışıklık sistemi daha zayıf’

HABER: Eylem USNEKER

ADANA (BÖLGE)-Dünya genelinde yaşlı nüfusun sayısı ve dünya yaş ortalaması hızla artarken yaşlılığın tanımı da değişiyor. Artık yaşlılık yıl hesabına göre değil, insanların hayatını başka birine muhtaç olmadan sürdürebilme kapasitesine göre tanımlanıyor. Yaşlılar Haftası sebebiyle görüş bildiren İstanbul Aile Hekimliği Derneği (İSTAHED) Bilim Komisyonu ve Aşı Çalışma Grubu Üyesi Uzm. Dr. Ayşe Seda Demirel, sağlıklı bir yaşlılığın mümkün olduğunu vurgulayarak, erişkin aşılamasının da bu doğrultuda büyük önem taşıdığını belirtti.

Dünya Sağlık Örgütü tarafından hazırlanan Yaşlanma ve Sağlık Dünya Raporu’na göre yaşlı kişi, “doğduğu zaman mevcut olan ortalama yaşam beklentisini geçen kimse” olarak tanımlanıyor. Aynı raporda 60-74 yaş arası yaşlılık, 75-89 yaş arası ileri yaşlılık ve 90 yaş ve üzeri ihtiyarlık olarak tanımlanıyor. Dünya Sağlık Örgütü tarafından 2018 yılında yayınlanan diğer bir raporda ise 2050 yılında 60 yaş ve üstü nüfusun dünya nüfusunun %22’lerine ulaşacağı (2 milyar kişi) ve bunun %80’nin düşük ve orta gelirli ülkelerde yaşıyor olacağı öngörülüyor. Kısacası yaş ortalaması tüm dünya genelinde artıyor.

Yaşlılıkla birlikte bağışıklık sistemi de zayıflıyor

Yaşlılar Haftası sebebiyle görüş bildiren İstanbul Aile Hekimliği Derneği (İSTAHED) Bilim Komisyonu ve Aşı Çalışma Grubu Üyesi Uzm. Dr. Ayşe Seda Demirel şu bilgileri verdi: “Son yıllarda bireyin sağlığını ve işlevselliğini tanımlarken kronolojik yaştan ziyade, ‘kırılganlık’ tanımı bizim için daha büyük bir önem kazanmıştır. Kırılganlık;kronik hastalıklara da bağlı sağlık riskleri, hareketin azlığı ve beslenme bozukluğu gibi çeşitli faktörlere bağlı olarak gelişen, ilerleyici seyreden, günlük aktivitelerde ve strese yanıtta görev alan fizyolojik birikimlerde azalma olarak tanımlanabilir. Bütün bu azalmayla birlikte bizi hastalıklardan koruyan bağışıklık hücrelerimizin yapımında ve yenilenmesinde de kaçınılmaz bir azalma ve güçsüzlük yaşanmaya başlar. Bu azalma, maalesef birçok hastalığın riskinin artmasına ve bireyin de yenilenme ve işlev kapasitesinde düşüşe yol açar. Öte yandan, bireysel genetik ve yaşam tarzı farklılıkları, beslenme ve egzersiz alışkanlıkları da söz konusu olduğu için, 70 yaş üstü bazı bireylerin zihinsel ve fiziksel olarak çok iyi durumda bulunmalarına karşın, bazı yaşıtlarının ‘kırılganlık’ başta olmak üzere çeşitli nedenlerle en basit ihtiyaçlarını karşılamak için dahi başka bireylere bağımlı hale gelebildikleri görülmektedir.”

Yaşlılık döneminde özellikle akciğerlerin dışarıdan alınabilecek bakteri ve/veya virüslere karşı çok daha savunmasız kaldığını belirten Uzm. Dr. Ayşe Seda Demirel şöyle devam etti: “Halk arasında akciğer enfeksiyonlarına genel olarak zatürre ismi verilmektedir. Toplumda en sık zatürre yapan bakterinin ismi Streptococcus Pneumoniae’dir(Pnömokok). Yakın temas ile kişiden kişiye bulaşabilir. Bu bakteri sağlıklı kişilerde burun-yutak bölgesinde yerleşip orta kulak enfeksiyonuna ve sinüzite yol açsa da başta yaşlılık gibi bazı durumlarda akciğer, beyin ve eklemleri de etkileyebilir, kana karışıp ölümcül olabilir.

Yaşlılık döneminde yaşanan zatürre vakalarının, bağışıklığın da düşük olması nedeniyle ilerleyerek hayatı tehdit edecek boyuta gelebildiğini belirten Uzm. Dr. Ayşe Seda Demirel şöyle devam etti: “Dinç bir yaşlıda yaşanan tek bir enfeksiyon hastayı bir anda kırılgan-düşkün yaşlı sürecine sokabilir. Kısacası sağlıklı bir kişide basit bir orta kulak enfeksiyonu yapan bu bakteri; küçük çocuklarda, 65 yaşın üstendeki yaşlılarda ve kronik hastalığı olan kişilerde çok daha ağır ve ölümcül enfeksiyonlara neden olabilir. Örneğin halk arasında Kronik bronşit olarak bilinen KOAH hastalarında zatürre riski sağlıklı kişilere göre 10 kat artmaktadır. Şeker hastası olan yaşlılarda da riskin arttığı gösterilmiştir. Bu nedenle 65 yaş üzeri herkese ve 65 yaş altındaki astım ve KOAH hastalarına, şeker hastalarına, kronik iskemik kalp hastalarına ve kalp yetmezliği olanlara, bağışıklığı düşük hastalara, kronik böbrek yetmezliği hastalarına, uygun dönemdeki kanser hastalarına, organ nakli yapılan hastalara, sigara içenlere, alkolizm ve/veya madde bağımlılığı öyküsü olanlara, romatizmal hastalık öyküsü olanlara zatürre aşısı mutlaka uygulanmalıdır.

Uzm. Dr. Ayşe Seda Demirel aşılar konusunda şu bilgileri verdi: “Ülkemizde her yıl yenilenen grip aşılarına ek olarak iki tip de zatürre aşısı vardır: polisakkarit pnömokok aşısı ve konjuge pnömokok aşısı. Konjuge pnömokok aşısı ömür boyu kalıcı bağışıklık sağlamaktayken polisakkarit aşı ile kazanılan bağışıklık daha kısa ömürlüdür. Sağlık Bakanlığımız tarafından Aile Sağlığı Merkezlerimizde yıllardır bebeklik dönemi itibarıyla dört doz konjuge pömokok aşısı ile zatürre bağışıklaması yapılmaktayken, 2016 yılı itibarı ile 65 yaş üstündeki bütün hastalara ve 65 yaş altında olup şeker hastalığı, KOAH, astım, koroner arter hastalığı, kalp yetmezliği ve bağışıklığı düşük olan erişkin hastaların da tek doz konjuge pnömokok aşı ile bağışıklanması tamamen ücretsiz ve reçetesiz olarak yapılmaya başlanmıştır. Konjuge aşılar Sağlık Bakanlığı tarafından temin edilmekte ve Aile Sağlığı Merkezlerine ve aşıya erişimin mümkün olduğu hastanelere dağıtılmaktadır. Eğer daha önce yapılan aşılar ile ilgili hiçbir kayıt veya bilgi yoksa aşılar tavsiye edilen dozlarda yapılır, tekrar yapılmalarında bir sakınca yoktur. Ekstra dozun hastaya zararı olmayacaktır. İki aşının da yan etkileri çok nadirdir ve bu iki aşı da oldukça güvenlidir.

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    Röportaj

    Sağlık

    Spor