ZİRVE’den geçen yol zirveye ulaşıyor

Üniversiteyi kazanmak isteyen gençler, tek başına süreci yönetemediği gibi, sorunların üstesinden gelemiyor ve zorlayıcı soruların çözümüne ulaşmakta güçlük çekiyor. İşte bu noktada devreye giren özel eğitim kurumları, sınavlarda gösterilebilecek başarı, öğrencinin iyi bir meslek sahibi ve güzel bir geleceğe sahip olabilmesini sağlar. Adana’da, köklü geçmişiyle bu işi en iyi yapanlardan biri olan Zirve Özel Eğitim Kurumu müdür İslam Özçete ile öğrencilere sundukları imkan ve katkıları konuştuk.

 

Röportaj: Yener EKİNCİ

ÖZEL İNDİRİMDEN FAYDALANMAK İÇİN: 0 (322) 363 05 85

ADANA (BÖLGE) – İstediği üniversitede, istediği bölümü kazanma hayalini gerçeğe dönüştürmek isteyen gençlerin, geleceğini hazırlayan bir mutfak görevi gören Zirve Özel Eğitim Kurumu’nda, kurucu müdür İslam Çete ile öğrencilere sundukları imkan ve katkıları konuştuk. Öğrenci olarak girdiği Zirve Eğitim Kurumu’nda, geçen sürede müdür olarak kariyer yapan İslam Çete, bir anlamda çalışmanın eninde sonunda başarıyı da beraberinde getireceğinin somut bir örneğini taşıyor. Sorularımıza içtenlikle yanıt veren Çete, bununla da kalmayıp ricamızı geri çevirmedi ve röportajı okuyarak kuruma kayıt olmak isteyenlere yüzde 20 gibi ciddi bir indirim uygulama nezaketi gösterdi. Okurlarımız adına kendisine teşekkür ediyoruz. İşte o röportaj;

Kısaca sizi tanımakla sohbetimize başlayabilir miyiz?

Adana’nın Seyhan ilçesinde 1980 yılında dünyaya geldim. Çocukluk ve gençlik yıllarım Meydan Mahallesi’nde geçti. Sırasıyla; Mithatpaşa İlkokulu, 5 Ocak Ortaokulu, Adana Erkek Lisesi ve Çukurova Üniversitesi Matematik Bölümü’nden mezun oldum. 1998 yılında, üniversite sınavlarına hazırlanırken, Zirve Dershanesi’nin bir öğrencisiydim. Üniversitenin ikinci sınıf döneminde ise yine bu kurumda stajyer öğretmen olarak görev yapıyordum. 2002 yılında okulu bittikten sonra, kadrolu öğretmen olarak meslek hayatıma Zirve Derhanesi çatısı altında başladım. 12 yıl kadar önce, kurucumuz Ali Karakuş kurumu devretmek istediğini söyleyince, 8 öğretmen arkadaş birleşip biz devraldık. Öğrenci olarak girdiğim Zirve Eğitim Kurumu’nda ki hayatımı, şu an kurucu müdür olarak sürdürüyorum. Evli ve 2 çocuk babasıyım. Aynı zamanda, eşim de bu kurumda Türkçe öğretmeni olarak görev yapıyor.

Eğitimci olmaya nasıl karar verdiniz?

Lise yıllarındayken, en sevdiğim dersin matematik olması nedeniyle, ileride matematik öğretmeni olmak için kendime bir hedef koymuştum. Bana matematiği sevdiren de aynı zamanda matematik öğretmeni olan ağabeyim Mustafa Çete olmuştu. Zaten, üniversite sınavlarında tercih yaparken sadece matematik bölümünü yazmıştım. Ulaştığım noktada meslek hayatımdan gayet memnunum. Hedeflediğim yerde; işimi ve öğrencilerimi severek çalışmayı sürdürüyorum.

Size göre iyi bir eğitimci nasıl olmalı, hangi özellikleri taşımalıdır?

Her meslek severek yapılmalı; ama öğretmenlik gerçekten gönülden yapılmalıdır. İdeal bir eğitimci, alanında yeterli bilgi birikimine sahip olmalı, mesleği ile ilgili bütün gelişmelerden haberdar olmalıdır. En zor şartlarda bile “güler yüzlü” ve “alçak gönüllü” olmayı becerebilmek de çok önemlidir. Etkileyici davranış ve konuşmaların neler olduğunu bilmesi gerekir. Zamanı en verimli şekilde kullanabilmeli, her zaman prensipli ve bilinçli hareket etmeli, hitap ettiği kitleyi “motive ederek” canlı tutmayı bilmeli, bilgisinin “etkileyici olabilmesi” için güzel bir hitabete sahip olmalıdır. Hiçbir ayırım yapmadan bütün öğrencilerine “eşit” davranmalı, başarıları ölçmede adil ve hassas olmalıdır. İyi bir eğitimci sürekli kendisini yenilemeli, bilgisayar, İnternet, yabancı dil gibi dünyaya açılan araçlardan ve teknolojik yeniliklerinden yararlanmayı bilmeli; öğrencilerle birebir diyalog içinde olmayı prensip haline getirmeli, onlarla devamlı konuşmalı ve dertlerini dinlemelidir. Öğrenciler arasında dengeli, olumlu ve tutarlı davranışlar sergilemeli, düşüncelerini davranışları ile bütünleştirebilmeli, davranış ve konuşmaları ile örnek teşkil etmelidir. Bizler, Zirve Eğitim Kurumları’nda, eğitimcilerimizin bu özellikleri taşıyor olmalarına önem veriyor ve hassasiyet gösteriyoruz.

Branşınızla alakalı bir soru yöneltmek istiyorum. Matematik, bir öğrenci için gerçekten korktuğu kadar zor bir ders mi?

Öğrenciler arasında matematik dersini zor olduğuna ilişkin efsaneler dolaşmaktadır. Aslında matematikle ilgili düşüncelerimiz çok küçük yaşlardan itibaren başlıyor. Çocukların derse olan önyargıları kadar ailenin tutumu da matematiğe olan bakış açısını belirleyen bir unsur olarak dikkat çekiyor. Matematiğin öğretilmesinde soyut kavramlardan ziyade somut kavramlara ağırlık verilmesi gerekmektedir. Bu sayede çocukların dersi sevmeleri ve daha kolay anlamaları mümkün hale gelmektedir. Bir de dersin öğretilmesinde kullanılan yöntemlerin de önemi göz ardı edilmemelidir. Ailelerin, çocuklardaki matematik bilgisini; parmak sayma, sayıyı parmakla gösterme ya da basit toplama-çıkarma işlemleri yapabilme becerilerine indirmeleri doğru davranış kalıpları değildir. Matematik eğitiminde soyut kavramlardan ziyade somut olanlara yönelik örnekler verilmelidir. Çocuklar 10 yaşından önce somut kavramları algılayabildikleri için matematik dersi eğitiminde bu kurala dikkat edilmesi gerekmektedir. Matematik ve özellikle geometri derslerinde görsel unsurların kullanılması, dersin kolay bir şekilde anlaşılmasını sağlamaktadır. 6 yaşından önce somut kavramlarla verilen eğitimler, 6 yaşından itibaren matematiksel rakamlarla devam edebilir. Herhangi bir çocuğun sayıları 1’den 100’e kadar sayabilmesi, o çocuğun sayıları kavradığını göstermemektedir. Bu nedenle, eğitim sırasında ezberden ziyade matematiğin algılanıp algılanmadığına da dikkat edilmelidir. Çok küçük yaşlarda matematikle ilgili oluşan olumsuz düşünceler, ilerleyen yaşlarda matematik eğitiminin başarısını azaltmaktadır. Çocukların küçük yaşta bir şekilde edindikleri olumsuz düşünceler, ilerleyen yaşlarda ortadan kaldırılabilir. Aslında bu konuda öğretmenlere önemli işler düşmektedir. Matematiği çocuklara sevdirmek ve matematiğin aslında zor olmadığını onlara anlatmak öğretmenlerin görevi olmaktadır. Matematiğin soyut yüzünden ziyade, günlük hangi işlerde kullanıldığı ya da diğer disiplinlerle olan ilişkileri detaylı bir şekilde anlatılabilir. Bu sayede çocuklarda, matematiği öğrenme konusunda bir merak oluşacaktır. Matematik, bir kitapta yer alan teorilerin anlatılması ve akabinde soru çözümleri yapılmasından daha önemli bir derstir.

Matematikte başarılı olan bir öğrenci, mesleki ve sosyal yaşamında da başarılı olur mu?

Ortaokul ve lise çağında matematik, coğrafya, fizik gibi derslere girip çıkıp ‘’Bu öğrendiklerimi nerede kullanacağım?’’ diye kendi kendinize düşündüğünüz olmuştur. Oysa matematik, ne hep farklı formlarda karşınıza çıkar. ‘’Kümelerden bana ne?’’ dersiniz, türevleri sınavınızı verip biran önce aklınızdan çıkarmak için can atarsınız; ancak ilerleyen yıllarda okullar bitse de, matematiğin hep farklı alanlarda size göz kırpacağını görürsünüz. Matematik sayılardır, oranlardır, olasılıklardır. Bilginin işlenmesi, anlamlandırılması matematik ile mümkündür. Hayatın büyük bir kısmı matematiktir çünkü hayat da tıpkı matematik gibi kendini tekrar eden paternlerle doludur. Hava tahminlerinden borsadaki dalgalanmalara, gezegenlerin hareketlerine, şehirlerin planlamasına ve büyümesine kadar matematik günlük hayatımızda ve mesleğimizi icra ederken kullandığımız vazgeçilmez bir araçtır.

Özel eğitim sektöründe öncü ve nitelikli bir eğitim hizmeti veriyorsunuz. Bu başarıya nasıl ulaştınız?

Zirve Eğitim Kurumları bünyesinde oluşturduğumuz yapının kurumsallaşması ve sürekliliğinin sağlanması sürecinde en önemli unsurun, donanımlı ve eğitime gönül vermiş eğitimcilerle birlikte olmak, bütün ekibi “sürekli iyileştirme ve gelişim” ilkesi etrafında toplamak olduğuna inanıyorum. Biz, özenle bir araya getirdiğimiz insan gücü kaynağımızın etkin bir biçimde çalıştırılması için, bütün ekibi açık iletişim, öz değerlendirme, paydaşlardan geri bildirim alma ve sürekli iyileştirme gibi bazı temel değerlerin etrafında birleştirmeyi önemsedik. Biz iyi bir ekip kurduk, birbirimize güvendik, birlikte önemli çalışmalara, başarılara imza attık. Anne babaların bizlere emanet ettikleri en kıymetli varlıklarına ilişkin olarak aldığımız sorumluluğun bilincinde olarak bugünlere geldik.

Okul hayatında ve yaşamda başarılı olmaları için öğrencilere ne gibi tavsiyelerde bulunabilirsiniz?

Hedef belirleyerek düzenli, istikrarlı biçimde çalışmak, hatta çok çalışmak… Yaşamı ve günü planlayarak hareket etmek, kendini iyi tanımak, güçlü ve zayıf yönlerini bilmek, gelişime açık olmak, ilkeli olmak, sorumluluk almak, alınan sorumluluğu yerine getirmek, öğrenmenin ve başarmanın tadına varmak, yaptığı işi severek ve inanarak yapmak, insanları sevmek, onlara değer vermek ve en önemlisi ailelerini önemsemek diyebilirim. Tabii bunların yanı sıra, ilgi ve yetenekleri doğrultusunda kendini ifade edebileceği, deşarj olacağı etkinlikler yapmak da mutluluğu ve başarıyı besleyip, destekleyecektir.

Zirve Eğitim Kurumları olarak hangi şartlarda ve imkanlarda hizmet veriyorsunuz?

Merkez binamızda 600 öğrencinin eğitim görebileceği kapasitede, 10 derslik ve 30 eğitimciye sahibiz. Sınıflarımız 14 kişilik ve her öğrencimiz tek kişilik sıralarda oturuyor. Çakmak Caddesi’nde ki merkez binamızın yanı sıra; Turgut Özal Bulvarı’nda Zirve VİP, Barış Manço Bulvarı’nda ise Zirve LGS adı altında faaliyet gösteren şubelerimiz bulunuyor. Bütün ders branşlarında, lise öğrencileri ve üniversiteye hazırlanan gençlere yönelik hizmet veriyoruz.

Üniversiteyi kazanmak için özel eğitim kurumuna kayıt olmadan da başarılı olabilmenin mümkün olduğunu düşünüyor musunuz?

Devlet okullarında 60-70 kişilik olan sınıflar var. Bir öğretmen ne kadar fedakar davranırsa davransın öğrencilerin tamamıyla ilgilenemez. Zaten, dersin büyük bölümü de öğrencileri susturmaya çalışmakla geçer. İşte bu nedenlerle oluşan açığı bizim gibi özel eğitim kurumları kapatır. Öğrenci, rastgele bir yere değil de istediği üniversitenin yetenek ve beklentilerine uygun bir bölümüne girmek istiyorsa iyi bir hazırlık süreci geçirmelidir. Öğrenci açıklarını; ancak eğitim kurumunda giderebilmekte ve sınav hazırlığı dışında kapsamlı bir rehberlik hizmeti alabilmektedir. Özel eğitim kurumları, öğrencilerin meslek seçimleri konusunda da yardımcı olmaktadır. Burada birebir, tam konu anlatımı yapıyoruz. Konular anlatıldıktan sonra bunlarla ilgili çözümlere yer veriliyor. Öğrencinin tekrar yapabileceği ortamlar var. Özel eğitim kurumlarında ki kazanımların daha yararlı olduğu bir gerçek. Eğitim kurumlarında yapılan deneme sınavlarında, öğrenci heyecan ve motivasyon kazanarak ne durumda olduğunu görüyor. Okullarda kazanılan bilgi ile ÖSYM’nin istediği bilgi birikimi farklı. Bu bilgi birikimini de özel eğitim kurumları öğrenciye fazla zaman kaybettirmeden kazandırmış oluyor. En önemlisi de, özel eğitim kurumlarında öğrencilerimizin psikolojik özellikleri de dikkate alınarak gerilimleri azaltılıyor. Öğrenci gerçekten üniversiteyi kazanmak istiyorsa bence eğitim kurumuna gitmesi şart…

Bu röportajı okuyup da kayıt için başvuruda bulunan okurlarımıza, özel bir indirim yapmanız mümkün olabilir mi?

Elbette… Gazete okurları için yüzde 20 gibi ciddi bir indirim uygulayabiliriz.

Bu keyifli sohbetin gerçekleşmesine zaman ayırdığınız için teşekkür ederim

Ben teşekkür eder, yayın hayatınızda başarılar dilerim.

 

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

    Röportaj

    Sağlık

    Spor